Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

MUHTEŞEM YALANLAR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 11 Yorum | Okunma 4502 Okunma | Yazar Yazan: hidayet | 13 Ocak 2011 13:55:03

Film yapamadık ama film eleştirisi yaptık ...

TARİH BİLİNCİ

En güçlü silah insandır” sözünü duyunca aklıma “bombalardan bile mi?” diye bir soru gelmişti. Zamanla bu güçlü silahın kalem maharetiyle ne zararlar verebildiğini gördük, yetmedi insanoğlunun sanat adı altında ne zararlar verebileceğini de gördük. Evet, gerçekten de en güçlü silah insan ve bu güçlü silahın tesiri bazen atom bombasından bile fazla olabiliyor.

Sene 2011, her bakımdan ilerlediğimizi düşündüğümüz, ilimde, sanatta, demokraside daha ileri noktalara geldiğimizi düşündüğümüz bir dönemde, düşmanlarımızla bile dost olmaya başladığımız hayalleri kurarken yine birileri diğer birilerinin kutsallarına saldırmaya başladı. Bir taraftan 27 Mayıs ile 12 Eylül arası dönem üzerinden ülkücülere, bir taraftan ise harem dairesi üzerinden Osmanlıya karşı bir saldırı başlatıldı. Güçlü silah insan(cıklar) silahları ile deyim yerindeyse yaylım ateşine aldılar insanlarımızı ve oralardan 12 Hazirana yatırıma ve sosyal mühendisliğe başladılar.

Birilerinin en iyi çağırdığı türkülerden belki de en önemlisi “geriye dönmenin kötü olduğu” ama ülkücülerin ve Osmanlının geçmişte yaptıkları konusuna dönenler geriye dönüp oralardan kendi çaplarında nemalanmıyor mu? Yahudilerin çok iyi yaptığı, Ermenilerin de yapmaya gayret gösterdiği mağdur numarası şimdide Türkiye’de, ülkücüler bizi ezdi diyenler tarafından yapılıyor. Haksızlığa uğradıklarını ispat etmeye çalışan bu insanlar bu sefer karşı tarafa, hem de orantısız olarak saldırıyor. Diğer taraftan; Osmanlı imparatorluğunun belki de en büyük eleştiri konularından biri olan Harem konusu işlenerek iki yere mesaj veriliyor. Bunlardan birincisi, Osmanlı düşmanı olan herkes, diyorlar ki “en az biz de sizin kadar düşmanız Osmanlı’ya”. İkincisi ise “evet, Harem hakkında söyledikleriniz doğrudur, kimileri onları evliya gibi gösterse bile onların karakteri çok yüksek değildir”. Tarih profesörleri diyor ki, “mimari açıdan, filmde gösterildiği gibi padişahın Harem’den kadın beğenmesi mümkün değildir” ama birileri inatla Kanuni’ye kadın beğendiriyor.

Sevgili dostlar, birileri kafasına ecdada düşmanlığı koyduysa demokratik yollardan yapılabileceklerin haricinde yapacak bir şey yok. Neden Osmanlı düşmanı bunlar konusuna girmeye gerek yok. O kısmı herkes kendisi yorumlasın artık. Düşmanlık konusunda her zaman aklıma yılan hikâyesi gelir. Hikâyeye göre yılanda kuyruk acısı, arkadaşında evlat acısı olduğu için bunlar bir türlü dost olamazlar. Demek ki birilerinin düşmanlığın da bizim bilmediğimiz fakat sadece tahmin ettiğimiz sebepleri var.

Bu noktada eleştirmekten daha fazlası gelir mi elden diye insan düşünüyor. Ondan sonra da şu akla geliyor. Sanatsal yöntemlerle haksızlığa uğrayan ey sağduyu sahibi, aklı başından insanlar siz de film yapıverin ve doğruları sizin eserlerinizden öğrenelim. Kirlenen göz ve kulaklarımızı sizin sanatınızla temizleyelim. Bir film deyip geçmeyin, en önemli öğrenim yönteminin görsellik olduğu düşünülürse görsel yöntemlerle eğitimin ve filmlerin önemi ortaya çıkacaktır. İnsanlar ya iyi şeyler izleyip doğru şeyler düşünmeye başlayacak ve zihinler doğru çalışacak, ya da zaten karışık olan zihinler daha da karışacak.

Selam ve saygılarımla,

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

amine büşra { 27 Ocak 2011 16:58:14 }
silahlar her zaman düşmanı öldürsün) insan oğlunu öldürmesin                                                                                                                                        mert     aydoğdu
Hidayet Takçı { 25 Ocak 2011 22:43:53 }
Merhaba Yıldıray Ağabey,

Ağabey diyorum çünkü canım ağabeyimin iyi bir dostu ve benim de abimsiniz.

Şahsımla ilgili söyledikleriniz ve kasabamız insanının teveccühü beni memnun etti. Allah razı olsun, inşallah hepsi benden daha başarılı olur.

Yazıma gelince; bu yazıda tabi ki uzmanı olduğumu zannettiğim konulardaki kadar bilimsel bir yazı yazmadım, yazacak durumda da değilim. Tepki bağlamında sıradan bir vatandaş olarak tepkimi sundum ben. Gerçekten de üç kıtaya sığmayan imparatorun sadece yatak odasına sıkıştırılması bana manidar geldi. Topluma savaş açanlar ise yazıda belirttiğim filmlere imza atan ve onları kanallarında gösterenlerdir. Onun haricinde devlette olduğu gibi bizde belge melge yok.

Saygılarımla,
yıldıray şimşek { 25 Ocak 2011 21:44:57 }
sevgili hidayet bey;

Akademisyen olarak kasabamızın gururu olduğununuzu kasabayı ziyaret ettiğim zamanlarda gözlemledim. hatta küçük çocukların çoğunun sizi kendilerine bir idol olarak aldığını gördüm. Ne mutlu size. bunu başarabilmişsiniz. Yalnız bu yazınızı okurken kafamda bir çok soru işaretleri oluştu. bilirimki bir akademisyen faraziyelere dayanarak bir yazı yazmaz. hele sizin gibi saygı gören bir akademisyen hiç yazmaz. Bir takım bilgi ve belgeler elinizde varki bu tarzda bir yazı yazdınız. yazınızda aşağıdaki bölümü dikkatlice süzdüğümde toplumun hangi kesiminden bahsediyorsunuz. yayılım ateşine başlayan, ecdanına saldıran kesim olarak adlandırdığınız . bunlar kim yada hangi kesim. eğer elinizde belge olmasa böyle bir suçlamada bulunmazdınız bir akademisyen olarak. eğer bu yazıyı yazdınızsa bunun cevabını bunların kim olduğunu neden yazmadınız. açıklarsanız. yazınızı bende alkışlayacam. aksi takdirde bunu açıklamadığınız sürece bence bu yazıda eleştirdiğiniz dizinin seneryosuna benzer yazdığınız yazı .

saygılarımla

''Sene 2011, her bakımdan ilerlediğimizi düşündüğümüz, ilimde, sanatta, demokraside daha ileri noktalara geldiğimizi düşündüğümüz bir dönemde, düşmanlarımızla bile dost olmaya başladığımız hayalleri kurarken yine birileri diğer birilerinin kutsallarına saldırmaya başladı. Bir taraftan 27 Mayıs ile 12 Eylül arası dönem üzerinden ülkücülere, bir taraftan ise harem dairesi üzerinden Osmanlıya karşı bir saldırı başlatıldı. Güçlü silah insan(cıklar) silahları ile deyim yerindeyse yaylım ateşine aldılar insanlarımızı ve oralardan 12 Hazirana yatırıma ve sosyal mühendisliğe başladılar."


Hidayet Takçı { 25 Ocak 2011 12:59:49 }
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

İşte bütün mesele bu,
Katkı için teşekkürler...
İsmail TAKCI { 25 Ocak 2011 12:42:47 }
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma''nası bu mu?
Mehmet Akif Ersoy

İstkilal şairimizin dediği gibi geçmişe sövmek, geçmişi farklı yorumlamak gelenin keyfi için günlük ihtiraslar için şehvet düşkünleri için tarihin hakiki yüzü örtülemez.

Hidayet Takçı { 24 Ocak 2011 14:47:50 }
Yazıyı yazdığım günden bugüne yazıya konu olan filmle ilgili gelişmeleri izliyorum da, gördüğüm ve üzüldüğüm bir şey var. Adamlar gümbür gümbür film çekmeye devam ederken filmi eleştirenler birbirimizle uğraşmaya başlamışız. Arkadaşlar yıllarca bu oyun oynandı, kardeşin kardeşle kavgası. Bu oyuna bir kez daha gelmenin alemi yok. Hepimiz sanat konusunda maalesef yeterli durumda olmadığımız için sanatı kullanarak birbirimize çakmayalım. Zaten yeteri kadar çakan varken...
Abdurrahman engin { 14 Ocak 2011 16:38:26 }
Çok önemli bir konuyu gündeme getirdiğin için sana çok çok teşekkür ediyorum.Ve değerli yorumcu kardeşlerim,Emrullah bey,Yavuz bey ve Mehmet beylerinde yorumlarına canı gönülden katılıyor, Mehmet beyin teklifine evet diyorum.Yüreğimize su serptiniz.Öyle bir güruhki!!!Ecdadına ancak bu kadar düşman olur Pes doğrusu...Çalışmalarınızda başarılartemenni ediyorum...
halim { 14 Ocak 2011 16:11:10 }
Türkiye''mizdeki klasik muhalefet anlayışı ile hep karşımızdaki şeyleri kötüleyerek bugünlere geldik. film dalında televizyon dalında yıllardır kötü günah diyerek bu konulardan uzak durmuşuz. bu dizi belkide hayırlı eserlere vesile olur. gerçi millet olarak içinde sansayon olmayan ciddi yapımların reytinginin ne kadar düşük olduğunu hepimiz biliyoruz. inanıyorum ki şimdi avrupalının bile muhteşem süleyman dediği kanuni hakkında gerçek bir dizi çekilse çoğumuz seyretmeyeceğiz. bu tepkilerle filmin iyi reklamı yapılarak kötülerin ekmeğine tereyağı sürüldü.
Mehmet Toprak { 14 Ocak 2011 14:54:32 }
En etkili tepkiler ekonomik tepkiler olmuştur . Bu sebeple dizinin Yayınlandığı kanal ile aynı grupta yer alan TURKCELL’ i de kınıyoruz , TURKCELL Hatlı telefonlarımızı dizi yayından tamamen kaldırılana kadar iptal edilmesi kampanyasını başlatmaya varmısınız
yavuz selim { 14 Ocak 2011 08:54:15 }
Hidayet Hocam hakikaten çok önemli bir konuya değinmişsiniz.
şu -muhteşem- muhabbeti varya, yani artık bu kadarda olmaz yaa... Onca tarih profosörü, araştırmacı, işinin uzmanı yazar "hayır öyle bir şey yok!" derken ısrarla ecdadına söven, tarihini yeren, çamur atan, işkembeden atan bir nesili olmaz. Her şeye rağmen yine de böyle bir nesil varsa o nesil de kesinlikle TÜRK OLMAZ MÜSLÜMAN OLMAZ! OLAMAZ!....
UŞAKTIR YILANDIR KUYRUĞU KOPANLARDANDIR!...
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun543 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI