Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

MERCAN

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 4 Yorum | Okunma 1912 Okunma | Yazar Yazan: salim | 18 Aralık 2010 21:35:35

Salim beye teşekkür ediyoruz

MERCAN


Ufak kızım üç yaşını geçmiş olmasına rağmen doğru dürüst konuşamıyordu. Derdini işaretle ve geliştirmis olduğu kendi diliyle anlatabiliyordu, fakat bunu dünyada üç kisi ancak anlayabiliyordu; Ben,annesi ve ablası. Zaman zaman ben ve eşim de anlayamıyorduk demek istediğini. Bu gibi durumlarda büyük kızım tercümanlık yapıyordu. Kendi geliştirdiği dil tamamen farklı ve biraz da anlatmak istediği şeylerin çıkardıkları sesler ile uyumluydu. Meselâ, küçük ay, büyük auv, kedi vav, süt hmmm, su h h h (susamış ya da nefes nefese kalmış bir insanın çıkardığı ses) , kuş ci'ci'le, üşüyünce kollarını kapatarak üşüme hareketi,canavara cinhaa vs. Yazı ile anlatmak bile zor. Kızımı , bu durumundan dolayı, hem çocuk doktoruna hem de pedagoga götürdüm. Pedagog, çocuğu yuvaya vermemizi, yuvanın bu tür durumlar için iyi olduğunu söyledi fakat henüz üç yaşında olduğu için biz buna onay vermedik. Biraz daha bekleyebilirdik.


Her iki kızım da , diğer çocuklar gibi hayvanları çok sever. Geçen bahar, evde beslemek üzere hayvan alalım dedik. Bir sürü hayvan türü var ama şehir yerinde apartman dairesinde

beslenebilecek hayvan çeşidi sınırlı. Bizim de üç seçenegimiz bulunuyordu: Kuş, balık veya kedi. Değerlendirdik :


Kuş, kafeste. Hem yazık hem de ele alıp sevemiyorsun doğru dürüst. Konduğu yerlere pislemesi de cabası.

Balık, akvaryumda. Hem yazık hem de ele alıp sevemiyorsun. Zeka olarak da kuştan daha geri.

Kedi, evet evde beslenebilecek bir hayvan. Hem sevilir, hem kendini sevdirir. Çocuklar ile oynar bile.


Oy birligi ile kedi olmasina karar verdik.


İsteğim üzerine bir arkadaşım, tanıdığı bir veterinerde sahiplenmeyi bekleyen erkek kedi yavrularından bir tanesini getirdi. Sadeceye kedi değil , taşıma çantası, bir paket maması, kumu da vardı yanında. Sağolsun veteriner hanım tam teşekküllü göndermişti kediyi.


Kediyi eve getirdim , tabi çocuklar çok sevindi. Eşimin de kedileri sevmesi evde kedi besleme işini büyük oranda kolaylaştırmıştı. Kediyi eve bıraktım ve ben işe gittim. Ev ahalisinin ilk işi kediye isim bulmak olacaktı. Hep beraber isim kararlaştırmaya çalışırlarken mercan ismini bulmuşlar ve bu isimde karar kılmışlar. Ben de onay verdikten sonra kedinin ismi Mercan oldu.


Küçük kızımın , mercan gel - mercan git ile başlayan, daha sonra bitmek bilmeyecek olan ve büyük kızım "kardeşimin konuşması kötü oldu, hiç susmuyor yaa" diyeceği konuşma kabiliyeti süratle gelişti. Daha önce işaret ve belli kelimelerle derdini anlatan kız, iki gün içinde konuşmaya başlamıştı bile. Evimizin yeni ferdi Mercan, farkında olmadan da olsa terapi uygulamıştı kızıma ve belki çocuk terapistine vereceğimiz binlerce liranın cebimizde kalmasını sağlamıştı. Sağolasın Mercan.


Bir kaç ay geçmiş artık yaz ayı gelmişti. İş yerinden iznimizi aldık ve hanımın köyünün yoluna koyulduk Mercan ile beraber. Bir akşam balkonda yemek yerken Mercan'ın balkondan

aşağı ikide bir sağ sola dikkat kesildiğini farkettik ama nerden bilebilirdik iki dakika sonra uçuşa geçeceğini. Mercan ,içinde bulunan avlanma içgüdüsüyle , durmadan önünden geçen yarasanın peşine atlamıştı üçüncü kattan.Evet , atlamıştı ama ne yazık ki yere düşmenin verdiği ağrılar kendine kâr kalmış, yarasayı yakalayamamıştı. Ucuz atlatmıştı olayı nitekim.


Hanımköyden sonra istikamet Suçatı idi. Geze geze geçirilen üç günlük yolculuktan sonra Suçatı'ya ulaştık Mercanla beraber. Mercan'ın en neşeli günleri sanırım köyümüzde geçmiştir. Babamın tek katlı evinin bahçeye açılan kapısından istediği gibi gidip gelmesi, üzümlükte dolaşması, oranın yerli kedileri ile kavga etmesi, ağaçlara çıkması onu çok mutlu ediyordu. Bu mutluluk fazla uzun sürmedi tabi. On günlük bir doğal hayattan sonra yine ilk geldiği apartman dairesindeydi nihayetinde.


Akşam olmuş, mesai saati bitmişti. Ben de işleri toparlayıp çıkacaktım ki telefonum acı acı çaldı. Eşim arıyordu. Telefonu açtığımda "Salim, Mercan aşağıya atlamış hemen gel" dedi. Kafamdan kaynar sular döküldü sanki. İş ciddi idi zira bu sefer Mercan 6.kattan atlamıştı aşağıya. Eve varıncaya kadar eşim Mercan'ı bir leğenin içinde düştüğü yerden eve getirmiş. Eve girdiğimde salya sümük ağlayan iki kız , yüzünde acıma ifadesi tavan yapmış bir hatun ve tabi 3 bacağı kırılmış bir kedi ile karşılaştım. Aldım götürdüm Mercan'ı veterinere. İç kanaması ihtimali , dolayısı ile hayati tehlikesi olmasından dolayı iki gün müşahade altında tutacaklarını , daha sonra ise iki bacağını ameliyata alacaklarını, diğer bacağının ise alçı ile düzelebileceğini söyledi veteriner. Mercan'ın herhangi bir sosyal güvencesi yoktu ne yazık ki. Ne SSK, ne özel sigorta, hak getire. Daha önce veteriner ile hiç işim olmadığı için kafamda "ne kadara patlayacak acaba?" diye sorular uçuşmaya başladı. Ne kadar ücrete mal olursa olsun katlanacaktık artık. Vefa borcumuzu ödemeliydik Mercan'a. Hem evde onun iyileşmesini bekleyen iki göz nuru vardı . Veterinere sorduktan sonra aldığım cevap karşısındaki yüz ifademi hatırlamıyorum (kendi kendimin yüzünü görme ihtimalim yok) ama biraz şok olmuştum galiba.Yine de bir şekilde, indirim ve taksit yaparak ödeme kolaylığı sağlayacağın söyledi veteriner de içim ferahlar gibi oldu.


Mercan ameliyattan çıkmış eve gelmişti artık. Üç bacağı sarılı yatıyordu ve üç hafta böyle devam edecekti hayatına. Yattığı yerden yemek yiyor, tuvaleti geldiğinde miyavlıyordu. Normalde daha fazla dışa çıkan Mercan, günde bir kez küçük, iki günde bir büyük tuvaletini yapmaya başladı. Hayvan bile kendi durumunu biliyor, ona göre davranıyordu. Biz de onun bu davranışlarını hem hayret hem de ibretle müşahade ediyorduk.


Üç hafta sonra dikişleri alınmış, sargıları sökülmüş ve sağlığına kavuşmuş hale geldi Mercan. İki ayak üzerinde kelengi gibi durmalar, sırtüstü yatmalar gibi tuhaf davranışlar göstermeye başlasa da tekrar sağlıklı olarak aramızdaydı çok şükür.


Salim

Aralık 2010

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Abdurrahman engin { 22 Ocak 2011 13:57:53 }
Mercanın geçirdiği ölümcül,kazadan,ötürü ona geçmiş olsun diyorum.Canım Zehranın konuşmasına ALLAHIN,İzniyle katkısından ötürüde selam ediyorum...
Bu espiriden sonra ciddi bir şey yazmak istiyorum!!!PEYGAMBER,imizin,(AS)GÜZİDE güzide eshabından,ençok hadis rivayet eden zat,bir gün hırkasının bir tarafı kesilmiş bir halde mescide gelir.İKİ CİHAN GÜNEŞİ,durumu görünce,Ey Eshabım nedir bu hal?der.Cevap aynen şöyledir.YA,RESULLULLAH,Oturuyordum, bir kedi gelip hırkamın kenarına yatıp uyudu,bu arada namaz vakti geldi.Kedi rahatsız olmasın diye,hırkamı kesip geldim der.PEYGAMBER ,Efendimiz,tebessüm eder ve,bundan sonra senin adın,EBU HUREYRE, OLSUN DER.yani kediler babası demektir.
Umre zıyeretinde gördük.Kediler mescidi NEBEVİNİN içinde serbesce geziniyor,kimsede birşey demiyor.Burda öyle olsa kaçabildiği yere kadar kovalarız...
Bu GÜZİDE ESHAB ,Ravilerin,EN ÖNDESİ.SORUYORLAR , EY EBU HUREYRE, Bu kadar,HADİSİ,yazarakmı öğrendin?hayır,yazmadım PEYGAMBERİMİZ''İN sohbetlerinin hiç birini kaçırmadım duyduğum hadisleride unutmamak için sürekli tekrarlar ezber ederdim.Hayvanları sevmek dinimizin gereğidir.bir hadiste şöyle buyruluyor!Sizler yeryüzündekilere merhamet edinki göktekilerde size merhamet etsin.Cenabı Mevlamızı ay''ı, güneşi mahlukatı sizin emrinize musahhar kıldım!buyuruyor ve bunun bilincinde olmalıyız.Yunusun dilinden yaratılanı severim yaratandan ötürü.EBU BEKİR GÜR beyin ''''Telinin Eşekleri ''''başlıklı yazıyı okumanı tavsiye ediyorum.gerçekleri güzel akıcı bir şekilde kaleme almış.O zamanın gerçeklerini hiç abartmamış.Bizler o günleri yaşadık.Eğer ALLAH''CC'' affına mazhur olmazsak işimiz çok zor.Selam ve sevgilerle çocukların ve senin gözlerinden öper BAŞARILAR DİLERİM.
RABİA ENGİN { 17 Ocak 2011 19:43:33 }
Hayır abicim karıştırmadım..Sadece seninle paylaşmak istemiştim bu yazı üzerine...Biraz geç oldu ama cevabım.. Uzun zamandan beri girmiyordum çünkü nete...HAYIRLI AKŞAMLAR...
Salim Engin { 24 Aralık 2010 23:46:11 }
Abilerini karıştırmışsın kardeşim ama olsun zararı yok :-)
RABİA ENGİN { 24 Aralık 2010 16:56:43 }
Abiciğim yüreğindeki mercan sevgisini yazıya çok güzel aktarmışsın..Hayvanları çok seviyorum bende..Hatta şımarık (kuşumuz) vardı yaa kuluçkaya yattığı ve yavru çıkardığı için yem yemekten çok su içmesi gerekiyordu ayrıca yaz ayındaydık..Her neyse senin nişan arifesinde de izmire gelmiştik engin kalmıştı evde..Engin'e yem çok vermesen bile suyunu kesinlikle ihmal etme diyerek tembihlediğim halde suyu ihmal etmiş..Tabi o zamanlar şımarık aklımda hep..Eve ilk geldiğim zaman kafese giderek şımarık şımarık diye seslenmem oldu..Kuluçkaya yattığı bölme de olduğunu sandım ama çıkmadı kafese iyice yaklaştım ki ne göreyim şımarık yerde kaskatı kesilmiş halde...İnanamadım şok oldum hala sesleniyorum şımarık diyerek..Ama ölmüştü yoktu artık şımarık..Bahçemize mezar yaparak gömmüştüm onu ağlayarak,dua ederek..Ve enginde payını almıştı benden..SELAMLAR
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun47 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI