
Mustafa Ağabeye teşekkür ediyoruz
AĞAÇTAKİ İSKELET
Telin'de ilk kara şanzuman'lı BMC' lerin kullanılması onunla başlamıştır. Aziz Kahaya. Namı diğer Kahaya emmi. Aziz Arslan. Hacı Ahmet'lerdendir.
İyi insandır, sevecen, alçak gönüllü biraz konuşkandır ama çevresindekileri dinlendirmesini bilir, sabredip onu dinleyene arada birde ''haklısın hı hııı'' dedin mi tamamdır. Divana bacağının birini katlıyarak oturur ve elinde doksan dokuz'luk tesbihi dönderir ve başlar anlatmıya.
''Ne günlerdi'' der, “şimdi öylesi Kar'larmı yağıyor, nerde o eski kış'lar'' tükürsen tükrüğün donuyor, kar boyumuzu aşıyor. Bir zamanlar Irak'a yük taşıyoruz. O zamanlar Saddam Hüseyin daha genç delikanlı. Mücadele yılları. Arada birde ''yazık oldu be adama'' diyor.
Malatya, Elazığ derken kamyon yollarda dura dura, kaya kaya zar zor gidiyoruz. Bir kaç araba arka arkaya dizilirler, yine arabaların kayması nedeniyle konvoyları bir yerde duraklar. Bir kaza olmuş yolun açılmasını bekliyorlar.
''Vakit öğleyi geçti'' der. Şöyle etrafı kolaçan ederken bakarlarki ilerde bir kalabalık var. Köy'e yakın bir yerdir.'' Adım adım ilerledim baktımki bir cenaze var'' der. ''Kar adam boyu olmuş helede mezarlığa doğru kar savurmuş dolmuş oralar'' der.
Cenaze Namaz'ı kılmak için safa dururlar. ''Bizimde namaz kılmışlığımız varya hemen bizde namaz'a durduk'' der. Velhasıl adamlar bir mezar eşmişler, cenazeyi mezara korlar. adamlara başsağlığı dilerler ve Kamyon'larının yanına dönerler.
Yol'lar açılır yüklerini götürür memlekete geri dönerler. Aradan zaman geçer Bahar gelir Kar'lar erimeye başlar, Irak'a yük tutarlar.
Yine Malatya ,Elazığ derken cenazeyi defnettikleri yere gelirler. ''Aklıma o cenaze düşer''der. “Dağ'larda öyle güzelki, karlar eriyor, çiçekler açmış, indim arabadan mezarlğa doğru yürüdüm'' der. Hele birazda okuyayım diyerek yaklaşır mezarlığa. ''Bir baktım, şaşırdım o ne gözlerim faltaşı gibi açıldı'' der. O ara bizimde gözlerimiz faltaşı gibi açılmıştı. Merakla ''Ne olmuş ki'' diye sormuştuk.
''Uşaklar, şaşırmıştım, gözlerim yanlışmı görüyor acaba diye tekrar takrar gözlerimi oğaladım'' diyor, hemde bizlerin gözlerinin içine bakıyordu. Bizlerde iyice merak etmiştik ''Ne olmuş Hacı emmi'' diye sıkı sıkı soruyorduk.
''Ulan Kış'ın defnettiğimiz cenazenin iskeletleri Ağaç'ın dallarında asılı durmuyor mu!!'' şaşırmıştık. Öyle heyecanlı anlatıyorduki bizde sanki o olayın içinde yaşıyor o iskeleti ağaç'ın dallarında görür gibi oluyorduk. Nasıl olur diyede soruyorduk.
''Evet uşaklar diyordu, nasıl kar yağdı mezarlık dolduysa, adamlar karın içine eşmişler mezar'ı, o da bir ağaç'ın dallarının arasına eşmişler bahar olupta kar'lar eriyince Cenaze dallara takılı kalmış'' der.
Bizlerde yarı inanmış bir halde ''vay be ne memleketler varmış'' diyerek onu ister istemez tasdiklemiştik. Olay böyle yaşanmıştı sevgili okuyucularım. Siz ister buna inanın isterse bir klasik Aziz Kahaya emmi vakası deyin, ne derseniz deyin, ''Hani akla uymuyorsada mantığa uyuyor değil mi''
Sevgili Aziz Kahaya emmi, Allah sana çok uzun ömürler versin, ağzına sağlık, inşallah daha nice hikayelerini hem dinleriz hemde yazarız... Herkese saygı ve selamlarımı sunuyorum.
Mustafa BOĞA