
Mustafa Ağabeye teşekkür ediyoruz
BAYTAR MEMMET
Kasabamız tek kelimeyle mükemmel bir yerdir. İnsanıyla, doğasıyla, yaşanmış olaylarıyla. Bazen, yaşanmış olaylar sonraki yıllarda sanki yeni yaşanmış gibi hararetli bir şekilde o olayları yaşamış insanlar tarafından yeni kuşaklara aktarılır.
İşte bu olaylardan birinin kahramanı Güleylerden “Baytar Memmet”. Kendisi, elinin emeği ile geçinen, çalışkan dürüst, aynı zamandada güçlü kuvvetli saygın bir insandır. Şu anda emekliliğinin tadını çıkarmakta ve hanımıyla mutlu bir hayat yaşamaktadır.
Eskiler anlatırlar, özellikle kış geceleri arkadaş ortamlarında, televizyonun olmadığı ve vaktin kitap okumakla geçirildiği bir zaman dilimi. Birisi lafı açar ve yaşanan olaylar tek tek dökülür nasıl yaşanıldıysa olaylar, bazen abartılı bazen normal şekliyle.
...Yıllar önce, kasabamızda bir düğün vardır. Gelin, çevre köylerden birinden, Kuşkayasından getirilecek. O zamanlar araba yok, kimisi eşeklerle, kimisi yürüyerek Davul ve Zurna eşliğinde, Kuşkaya'sından gelini alırlar ve yola çıkarlar. Köyün çıkışına kadar gelirler. Bir köprü üzerinde orta yaşın üzerinde bir adam bunları durdurur;
“Ey ahali” der, “benimle güreşip benim sırtımı yere getirmeden kimse burdan bir yere gidemez” der.
Adam o çevrenin tanınmış pehlivanlarından biridir. Bizim düğüncüler donar kalırlar. Davul zurna susar. Bizimkiler birbirlerinin gözüne bakmaya başlarlar. Eeee bu işten anlıyan kimse yoktur. Delikanlı var ama güreşten anlıyan kimse yok.
Düğünde bulunan, orda söz sahibi olan Sofu Hacıömer (H.Ömer Dalgıç) şöyle kendinden emin bir şekilde hiç bozuntuya vermeden döner;
“Memmet soyun” der.
Baytar Memmet şöyle döner birazda mahcup, “aman H.ömer abi ne yapıyorsun, bu işten ben anlamam” dercesine bakar.
Sofu H.ömer hiç oralı olmaz tekrar,
“Soyun!”,der.
Baytar Memmet emmi başlar soyunmaya. Delikanlı çağıdır. Vucut yerinde. Görkemlidir de.
Adamcağız'ın gözü Baytar Memmet'dedir.
Baytar Memmet emmi soyunur, çıkar meydana başlar dönmeye perdah çekmeye, Davulcuyla Zurna'cı sanki aşka gelmiştir, öyle bir çalmıya başlarki sormayın gitsin..
Adamcağız Baytar Memmet'i görünce gözleri faltaşı gibi açılır, şaşırır. Bakar adamın vücudu kıllar içerisinde kapkara, çam yarması gibi. Donar kalır, düğün ahalisine döner ve,
“Kardeşler yolunuz açık olsun. Ben bu işten vazgeçtim” der.
Adamcağız kenara çekilir, bizimkilerde güle oynaya yollarına devam ederler. Böylelikle köylümüz bir beladan kurtulur, Baytar Memmet sayesinde. Güreşseler sonuç ne olurdu, bunu kestirmek güç değildir sanırım.
“Sevgili Baytar Memmet emmi sana yaşadığımız şu dünyada, sağlık ve sıhhat dilerim. Uzun ömürler dilerim”. Herkese saygı ve selamlarımı sunarım.
Mustafa BOĞA
Dedemin böyle bir hikayesini okumak hem güldürdü hem ağlattı. Nitekim bizlerde kendisini kaybettik. Anılarda, büyüklerimizin anılarında böyle bir yer edinmesi ve paylaşılması bizi hallice memnun etti. Teşekkür ederim Mustafa Bey.
ne güzel böyle yaşanmışhayatların sonraları kaleme alınması.mustafabey elinize sağlık böylesi güzel yazılarınızıtakip ediyoruz.lütfendevam ediniz