HADDİNİ BİLMEK
Kategori: Yazı - Makale |
3 Yorum |
2628 Okunma |
Yazan: hidayet | 02 Ekim 2010 13:56:13

Haddini bilmek ne güzel şey babam ...
Haddini Bilmek
Haddini bilmezliklerimiz acziyetimizi kapatmıyor ama inatla devam ediyoruz hata üstüne hatalar yapmaya çünkü haddimizi bilmiyoruz.
“Haddini bilmek ne güzel şey babam” şeklinde başlayan bir şarkı sözü aklıma geldikçe benim de tekrar edesim geliyor. Haddini bilmek ne güzel şey babam…
Neden bu kadar önemli konusuna gelince. Eğer insanlar haddini bilmezse yerini de bilmez, haddini bilmeyen insan haddini aşar ve başka alanlara taşar, insanlar haddini bilmezse anarşi çıkar ve kazananı olmaz…
Haddini bilmek yeteneklerini bilmektir aslında. Hepimiz boğaya özenen kurbağa hikayesini biliriz. Haddini bilmez kurbağa şişirdikçe şişirir karnını (birilerinin de ona gaz vermesiyle) ta ki patlayana kadar. Boğa olamamıştır ve artık kurbağa da değildir. Hatta artık yaşamıyordur bile.
Günümüzün hastalıklarından birisi olan kolaycılık, her alanda karşımıza çıkmaktadır. Kimisi kısa yoldan zengin olmayı düşünürken kimisi de kısa yoldan hatırı sayılır, söz sahibi bir edebiyatçı veya bilim adamı olma hevesine düşer. Bu heves ve bu haddini bilmezlik insanı sadece ve sadece komik duruma düşürür.
Değerli dostlarım, memleketimizin ve hatta dünyanın belki en önemli sorunlarından birisi hatta kıyamet alametlerinden de birisi olan “İşin ehline verilmemesi” de bu konuyla ilgilidir. Ehil olmayan kişilere emanet edilen yerler ve makamlar problem çözmekten çok problem artırmaya yaramaktadır.
Bakıyorsunuz oldukça ciddi bir konu bilgisiz insanların elinde oyuncak olmuş. Konunun önemini anlamayan kişi yaptığının aslında ne büyük zarar verdiğinden bile habersiz, o kadar cahil yani. Bu konuda sağduyulu insanların devreye girmesi ve yapılan yanlışı uygun dille anlatması elzemdir. Bu bir görevdir. Görev yapılmadığı takdirde vebali büyüktür.
Ülkemizde araştırma - geliştirme ciddi şekilde desteklendiği halde istenen başarıya ulaşılamamasının nedeni de biraz budur. Yeteri kadar etüt yapılmamış, yeteri kadar iyi düşünülmemiş ve uygulama problemleri hesaba katılmamış birçok proje yarı yolda kalmaktadır. Açıldıktan birkaç ay sonra ihtiyaç olmadığı için kapanan bir havaalanı ile sonuca ulaşmamış bir proje bence aynıdır, ikisi de israftır. Haddini bilmeyen, gücünü bilmeyen kişilerin hataları bütün memlekete zarar olarak dönmektedir.
Değerli arkadaşlar, çözülemeyecek problem, iyi olmayacak hastalık yoktur (Allah’ın izniyle), yeter ki doğru zamanlar ve ehil kişiler olsun. Kendinin farkında olan, bildiğini bilen veya bilmediğini bilen ama sonuçta haddini bilen insanlar sayesinde güzel şeyler olacaktır inşallah.
Saygılarımla,
Hidayet Takçı
Yorumlar
"Akile çeşmi insaf gibi mizan olmaz,
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz"
demiş bir büyük zat. İnsanın haddini bilmesi kadar güzel ve ölçülü bir davranış olamaz sanırım. İnsan olarak yeryüzünde sahip olduğumuz bunca güce, bunca akla rağmen ne kadar aciz, ne kadar zayıf olduğumuzu bir bilebilsek. Mevlana, Yunus yada Einstein olmanın yolu da haddini bilmekten geçer. “Deha ile aptallık arasındaki tek fark dehanın belli sınırlara sahip olmasıdır” sözü Einstein’a aittir. Veysel haddini bilen bir insan olduğu için Veysel olmuştur. Aksi takdirde haddimizi bilmezsek kurbağa yada Donkişot misali bir kenara savrulur gideriz. Hocam önemli bir konuyu bizimle paylaştığınız için elinize, gönlünüze sağlık.
Merhaba Ekrem Bey,
Öncelikle yazdıklarıma yaptığınız yorum için teşekkür ediyorum.
Yazdıklarım ile yazdıklarınız arasında çok fazla bir bağ kuramadığımı ifade etmek zorundayım. Benim ifade etmek istediğim yetenekleri inkar etmek değil, benim ifade etmek istediğim örneğini yazımda da verdiğim kurbağa ve boğa rekabeti tarzında olmayacak işler. Yoksa hayatım boyunca en olmayacak şeylere gözü kapalı girmiş bir adam olarak yeteneklere karşı çıkmak, hür düşünceyi engellemek benim vermek istediğim mesaj olamaz. Ayrıca, inancımız bize her zaman ilerlemeyi emrederken benim statükoyu desteklemem mümkün değil.
Haddini bilmezlik bana göre kendisi bile inanmadığı halde bir yolculuğa çıkmaktır. Halbu ki bir edison veya bir veysel başaracaklarına en azından kendileri inanıyordu.
Son bir söz ise, bilim adamı olmak gibi bir gayesi olan ben bozkırın iflah olmaz, öğretilmiş çaresizliğinden uzaklaşalı yıllar oldu. Eğer bir araya gelebilir ve yüzyüze konuşabilirsek yazılarımda ne demek istediğimi size daha net anlatabilirim.
Saygılarımla,
Hayal etmede had ve sınır yoktur.İnsanlar hayal ettikleri sürece üretir, yaşar yeni bir şeyler arayışı içerisinde olurlar.Eğer Mozart`a,Aşık Veysel`e,Edison`a,Madam curie`e Albert Einstein`a haddini bil deselerdi ne olurdu diye düşünüyorum.Bence haddini aşma o mekan içinde o an istenen sonuç alınamadığında doğru gibi gelebilir,ama bu bir süreç ise sürecin sonunu görmeden bu yargı doğru olmaya bilir.Ben yürümekten yoruldum uçmak istiyorum diyen bir insana,elli kiloluk bir insanın ben 150 kğ ağırlığı kaldırırım dediğinde bu haddini aşmıştır diye bilirmiyiz? Bilemiyorum. Sanırım bu bizim yetişme biçimimiz ve kültürümüzde var olan bil hassa Anadolu boz kırında çokça kullanılan ; “başıma icat çıkarma, otur oturduğun yerde”,”suya sabuna dokunma sen kendi işini yap”el ne yaparsa yapsın anlayışının etkisinde fazlaca kalışımızdan kaynaklanıyor gibi.
Ama insanlarımızın önüne sınır koymak doğru bir yaklaşım olmasa gerek diye düşünüyorum.Var olanla yetinmeyen,çevresinde olup bitenlerin farkına vara bilen,mevcudu asla yeterli görmeyen,diğer insanların sorununu kendi sorunuymuş gibi algılayabilen hayalci yani fikir alanında haddini aşan insanlara ihtiyaç var sanırım.
Hayal etmekle hayalciliği bir birinden ayrı tutmamız gerekir sanırım.Belki de sizin vurgulamak istediğiniz bu olabilir diye düşünüyorum.
Selam ve saygılar.
Ekrem MADENLİ
03/10/2010
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın