Yüzyıllar boyunca binbir türlü esirlik gördü insan nesli,esir oldu esir etti. Ama bir şekilde her esaretin bir sonu oldu.Yaşarken yada ölümle, ama muhakkak bir sonu oldu olacak...
Peki ,ya esaretimiz altına aldığımız kelimeleri ne zaman serbest bırakırız dersiniz?
Bazı kelimelerin esareti hiç bitmez biliyormusunuz , sizin de esir bir kelimeniz muhakkak vardır.
Bazı kelimelerse, ne kadar özgürdür oysa, uğramadığı dil ,yok denecek kadar azdır.Kimsenin sömürgesinin altına girmeyen, herkesin kelimeleridir onlar .Mesela anne gibi mesela baba gibi mesela yaradan ,mesela ask gibi ,yada toprak gibi ,ekmek gibi su gibi,hele hele vatan gibi...
Ne kadar sıcaktır değilmi bu kelimeler çünki binbir türlü yüreğe uğrar,her yürekten bir sıcaklık yüklenir ,adeta kavurur dudakları söylendikçe.
Esir kelimelerse,pörsümüş,yıpranmış,yıkılmaya yüz tutmuştur.
Cok zaman,ağızlarda bir sakız, yada bir terennümden öteye gitmez.Elinden tutup kaldıracak, besleyip içini yeni heyecanlarla dolduracak, alışkanlık yapmış ağızların esaretinden kurtaracak kahramanlar beklerler esir kelimeler...
Mesela demokrasi gibi,mesela eşitlik gibi,mesela adalet gibi,hak-hukuk gibi,laiklik gibi,hele hele Atatürk gibi...
Her devirde esaretten kurtulamayan bu kelimelerin,hiç bir zaman taliplisi bitmez .Güya hem kurtarıcı ,hem besleyip büyütücü olacağından dem vurur dururlar.Oysa gerçekte bu sihirli kelimelerden beslenip duran,büyüyen büyüdükçe,kelimelerin içeriğini bünyeye indiren kendileridir.
Sahte kahramanlara halk zırhını giydirir,halk palazlar,halk inanır,halk hep umutla yaşadığı için hep inanma modundadır. Çünki,halkın kafasına acizliği sokulmuştur ; “O” halktır.Halk ekmek,Halk büfe,Halk pazarı,Halkın yazarı ,Halk mezarı ...
Ucu bucağı görünmez kalın bir çizgiyle diğer muhteşem azınlıktan ayrılırken,büyük bir paye verilmişcesine hep alkış beklenir halktan.Olaki az biraz gözü açılan, durumu farkeden olsun,bir işaretle “halk”lık tan bile çıkarılarak “halt” muamelesi görür....
Halkın dışındakiler kimler diye hiç hesap sormaz halk,kendi dışında olanlara giydirmiştir zırhı eliyle çoktan,ve sıvazlamıştır sırtını zaten,bilerek yahut bilmezden gelerek...
Zırhı giyip; bünyesini ve yandaşlarının bünyesini garantiye alan kahraman adayları,esaretten kurtardıklarını iddia ettikleri kelimeleri alıverirler ,kendi esaretlerine...
Bir anda el değiştiriverir esir kelimeler...
Artık ne halkın ne haklının dırlar.Bir sonraki kahraman gelene kadar yeni sahibinin ellerinde biraz daha sömürülmek üzere sararıp solmaktadırlar.
Halksa umudu bir başka bahara ertelemiş,tabakasına tabaka eklemiş,en “halklaşmış” haliyle beklemektedir.