Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

ESETİN ÖLÜMÜ - GÜLBANİ BİBİ

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 15 Yorum | Okunma 7435 Okunma | Yazar Yazan: yavuz | 01 Temmuz 2009 14:51:09

Hüzünlü bir hikaye...

ESETİN ÖLÜMÜ –GÜLBANİ BİBİ

 

(Resim1:Gülbanu BOZKULAK Resim2:soldan Mehmet EMRE, ..?.. ALTUNBAŞ,Eset BOZKULAK Resim3:Eset BOZKULAK

Resim4:Vasıf,Gülbanu,Mehmet,Eset BOZKULAK Resim5:Eset-Mehmet BOZKULAK Resim6:Habibe BOZKULAK-MAHKEN)

……………..

Ben onu tanıdığımda çok yaşlanmıştı.

Yüzünde buruk tebessümler, düşünceli bakışlar ve dalgın gezintileri ile siyah beyaz silik bir fotoğraf gibiydi.

Durmaksızın kanayan ve yaşadığı her an yüreğini dağlayan bir hatırası vardı sanki.

……………..

Vasıf(BOZKULAK) emmi ve eşi Gülbani teyzenin üç çocukları vardı. Habibe, Mehmet ve Eset. Evlatlar arasında ayrım olmazdı tabi ama Eset bir başkaydı. Yakışıklıydı. Boylu poslu, havalı bir delikanlıydı.

Askerlik vakti geldiğinde diğer telinli delikanlılar gibi Eset de hısım akrabalara davet edildi, yemekler yendi, şerbetler içildi, bitip tükenmez askerlik anıları anlatıldı ve bir gece Gülbani teyze, göz bebeği Eset’e kınasını yaktı. Dualar ve gözyaşları ile Eset asker oldu.

…………………….

Kaderi alnına yazılırken, askerlik sayfasının gözyaşlarına bulanacağını kimse bilmiyordu!

Evet, askerlik Eset için acı dolu bir sondu.

Rivayet odur ki askeri araçlarla, konvoy halinde bir yamaçtan aşağı doğru ilerlerken, konvoyun arka sıralarındaki kamyonlardan birinin freni patlar! Freni patlayan kamyon önünde seyreden ve asker taşıyan diğer kamyonlara çarpmaya başlar. Ön sıralarda seyreden ve durumu fark eden araçlardaki askerlerin kimisi, yaşanan kargaşanın psikolojisi midir yoksa verilen emir gereğimidir kamyonlardan atlarlar. İşte o kamyonlardan kendini atan askerlerden biride Eset’tir. Kamyonundan kendisini atar atmasına da, arkadan gelen kamyonlardan bir tanesi o kargaşada Eset’in üzerinden geçer! Belden aşağısı tümden ezilir ve şehit olur.

Acı haber çabuk duyulur Telinde. Hiç sönmeyecek bir ateş düşer Gülbani bibinin ocağına. Dualar ve gözyaşları ile bir bahar gününde Telinden ayrılan Eset’in cansız bedeni bir yaz günü feryat figan içinde sılaya döner. Elerinin kınası tüm bedenine dağılmıştır.

Gülbani bibi “ESETİİİİİMMM! OĞLUUUUUUMMMM!!!!!!! ASLANIIIIIMMM! GINALI GİTTİN GINALI GELDİN! BEYLEMİ OLACAKTI ESETİM! YAKTIN YÜREĞİMİ OĞLUM! Der. Ağıtlar ağıtlara, feryatlar feryatlara karışır..

Vasıf emmi, eşine göre daha metanetlidir.”KADER!” der eğer başını yere.

Günler haftalar geçer ama Gülbani bibinin acısı dinmez. Eşi Vasıf emmiye çıkışır “ben beyle ölüyorum Eset’imin acısından da sen niye hiç üzülmeyin! Niye hiçbir şey söylemeyin!” diye çıkışır. Vasıf emmi “bir gün görürsün benim üzülüp üzülmediğimi hanım!” der.

Çok fazla zaman geçmez Vasıf emmiye bir haller olur, hastalanır yatağa düşer. Dağ gibi Vasıf emmi kar suyu misali erimeye başlar. Ziyaretine gelenlere “ölüyorum ben komşular! Bittim artık, gidiyorum!” der ve o yataktan cansız bedeni kaldırılır. Vasıf emmi çok sevdiği oğluna kavuşur.

Gülbani bibi “anladım Vasıf anladım” der “hep içine akıtmışsın gözyaşını! O sessiz gam, o ince sızı, o gözyaşı içten içten çürütmüş seni de, ben görememişim!”

Bir zamanlar dağ gibi eşinin ve aslan gibi oğlunun dolaştığı odalarda, sokaklarda, bahçelerde kadife bir gölge misali dolaşmaya, onların hatıraları ile dertleşip tebessüm etmeye yâda sessiz sessiz ağlamaya başlar Gülbani bibi. Bir gün gelir gözyaşları da kurur. Dert yanar komşularına “Esetim ölünce, bir daha hiçbir şey yiyemem, hiçbir şey içemem, yaşayamam sanmıştım! Eset gitti, üstüne evimin erkeği, diri dirliği Vasıf’ta gitti, ben hem yiyorum, hem içiyorum yeri geliyor gülüyorum, bakın artık gözyaşı da yok, ne oldu bana? Karılık bumu? Analık bumu? Ne oldu bana?” der.

İlerleyen yıllarda büyük oğlu Mehmet’i de toprağa veren Gülbani bibi hayatının son günlerini Mahken’de gelin olan kızı Habibe’nin yanında geçirir. Ölümün adım adım yaklaştığını gören Gülbani bibi, kızı Habibe’ye son dileğini söyler. “kızııım ölüm yaklaştı, günlerim sayılı, ben ölünce, cenazemi Telindeki evimden kaldırın. Bir kez daha gireyim evime. Vasıf’ımın, Eset’imin gittiği yoldan gideyim” der. Kızı Habibe onun bu son dileğini yerine getirir ve bir kitabın son sayfası daha çevrilir.

Gülbani bibinin evi, belediye binasının hemen arkasında idi. Acısıyla tatlısıyla bir hikayenin yazıldığı, telin semasına, ocağının tütününü kattığı o toprak damlı ev, albümlerdeki yerini alınca, usul usul yıkıldı. …

(Suçatı belediyesi, tam o evin bulunduğu mekâna garaj inşa etti.)

 

 

Mayıs-2009

GÜRÜN-Suçatı

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

tülay { 02 Temmuz 2009 11:42:38 }
Eline yüreğine kalemine sağlık be dayı oğlu bir gün gelecek bizlerde bu şahıslar gibi anılarda yaşayacagız Allah ım imanla yaşayıp imanla göçmemizi nasıp etsin arkamızda hayırlı evlatlar ve hayırlar içinde anılmayı bizlere nasip eder inşallah selamlar
yavuz selim { 02 Temmuz 2009 11:42:27 }
vay Bülent hocam senden bir yazı görmek ne büyük bir mutluluk. Teşekkür ederim...
    parolanı ve parolanın yaşandığı 93 yazını tebessümle anıyorum:)))))))))
    Gel artık Teline Dutlar ırgalanmaya başladı. iş çooooook...
    selamlar
tahsin { 02 Temmuz 2009 10:50:33 }
Selim Amca, yazını okurken insan Gülbani Bibi ile Vasıf Emminin yaşadıklarını yüreğinde hissediyor.Yüreği burkulup, ağlayası geliyor. Tekrar okuma cesaretini gösteremiyor. Ama kadere inanıyoruz hepimiz ve teselli oluyoruz sonuçta...
Ellerine sağlık çok güzel olmuş, bu başarılı yazılarının devamını heyecanla bekliyorum...
Mustafa BOĞA { 02 Temmuz 2009 08:29:48 }
Hayat işte böyle bir şey.Acının düştüğü yerde ateş vardır.Biz insanoğlu içinde çok ibretler vardır.Zaman su gibi geçip gidiyor,hatırlarım rahmetlik vasıf emminin yukarı köyde ortaokula giderdik,bir mayıs ayıydı çağlalarını yolduk ve Müdürümüz İbrahim şimşek'ten kendi elimizle yaptığımız deynekle epeyi dayak yemiştik.Ondan sonra Vasıf emmiyi gördümmü deynek aklıma gelirdi..O cenaze günlerini hatırlarım,Allah kimseye o acıyı yaşatmasın derken ölenlere rahmet diler sayın Yavuz Hoca'ma da teşekkür ederim,ellerine sağlık,güzel bir yazı olmuş..Selamlar
BÜLENT BİLGİÇ { 01 Temmuz 2009 22:48:56 }
sevgili kardeşim yavuz yazını çok yoğun duygusal bir şerbet gibi yazmışsın beynimde defalarca evirip çevirip yeniden yorumluyorum yazını sonuç cefayla yoğrulmuş bir telin klasiği ağzına yüreğine sağlık görüşelim parola galııııg
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1171 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI