Ebubekir beyden bir yazı
MESH-İ MANEVİ YA DA İNSAN MIYIZ?
Mesh, insanların suri yada manevi olarak hayvan şekline dönüştürülmesidir .Eski ümmetler Allah’a isyan ettikleri, günahlar işledikleri zaman hangi hayvanın vasfı olan günahı işlemiş ise sureten o hayvanın şekline dönüştürülüyordu. Daha ziyade fuhuş ve zulümleri nedeniyle domuz ve maymun suretine giriyorlardı. Maide(60) suresinde Allah katında bir ceza olarak bazılarının maymun ve domuz yapıldığı, yine bakara(65) suresinde de yasaklardan vazgeçmeyenlere maymun oluverin denildiği ifade edilmektedir.
İsmail ÇETİN hoca “terbiye-i nefis” adlı kitabında şunları söylemektedir;”Özellikle emmare nefis, değişik azalarla bir iş işlediğinde ruh mesh olup, işlediği işi kendisine galib olan hayvanın suretine dönüşür.
Gazap itibariyle köpek- tazılaşır, şehvet itibariyle domuzlaşır. İsteğine kavuşması için nifak ve riya vasıfları yüzünden bukalemun, maymun yada tilkileşir.
Bütün bunlarda galib gelmesi için, helal haram demeksizin mideye celbettiği gıdalar sebebiyle diliyle otları karıştırıp yiyen inekleşir.
Hırs, hased ve ihtirasından dolayı kurt olur. Faaliyetinde başarısız olursa akrebleşir, kendi kendini sokar- intihar eder. Başarılı olduğu takdirde, bir taraftan karga ve papağan gibi kendini temize çeker.
Kırkayak gibi onunla göründüğü güzel ahlakla kamuflaj yapar ve zehirli yılan gibi sokar. İslam dininin aleyhine döndüğü için inkarını gizlemekle timsah suretine dönüşür ve ahtapot gibi gayrın kanını emmek için ona yapışır.
Ve artık “ben” der, kendi kendine tapar yahut en çok korktuğu yahut en çok sevdiği gayrına tapar.”
Görüldüğü gibi her bir günah’ın, kalbi hastalığın bir hayvani timsali vardır. Bu günahlar bizde galip geldiğinde manen o hayvanın şekline girmekteyiz.
Eski ümmetlerde Allah’a isyan edenler bu şekilde zahiren farklı hayvan suretlerine dönüştürülüyorken Peygamberimiz(as)’in gelmesi ve kur’an ın indirilmeye başlamasıyla birlikte Ümmeti Muhammed’e bir rahmet-i ilahi olarak suri mesh kaldırılmıştır. Ancak meshi manevi devam etmektedir.
Meshi manevide, farklı günahlar işleyenler sureten hayvan şekline dönüştürülmeseler de manen hayvan şekline dönüştürülmekte ancak biz onları yine insan suretinde görmekteyiz.
Hasan-ı Basri(ra); ahrette insan bedeni ve ruhuyla birlikte yaşamış olduğu hayvanın zahiri suretinde haşr olacaklarını ve orada insanın iç yüzü ne ise o yüzle görüleceklerini ifade etmiştir.(terbiye-i nefis)
Peygamber(as) efendimiz bir hadislerinde;”Sizden biri, rüku ve secdede başını imamdan önce kaldırdığı zaman Cenab-ı Hakk’ın, başını eşek başına veya suretini eşek suretine çevireceğinden korkmaz mı?” diyerek hem meshe işaret etmiş hem de namaz konusunda önemli bir adaba dikkatimizi çekmiştir.
Gavs-ı Hizani Hz.leri şöyle buyurmuştur; İnsanda meshi manevinin iki belirtisi vardır. Birincisi kişiye vaaz ve nasihat tesir etmez. İkincisi de kişi işlediği günahlardan dolayı içinde hiç pişmanlık duymaz.( Dr. Ahmet çağıl.. yar ile şimdi. 225) Bunlar günahları işlemeye devam ederler.
Manen meshe uğrayanları bizler fark edemiyoruz ama kalp gözü açık olan, feraset ve basiret ehli zatlar görebilirler. Nitekim tasavvuf ehli insanlar arasında meshi manevi ile ilgili olarak bir çok örnek anlatılmıştır.
Bir gün Behlül Dane çarşıda insanların üzerine bevl eder. Bu insanlar da Behlül’ü Harun Reşid’e şikayet ederler.
Harun Reşid Behlül’ü çağırıp, insanların üzerine bevl etmesinin sebebini sorar. Behlül ise insanların üzerine bevl etmediğini söyler.Harun Reşid , üzerine bevl ettiği insanların yanında olduğunu ve bunu onların söylediğini anlatır. Bunun üzerine Behlül Dane, Harun Reşid’in gözünün önüne cübbesini uzatır.
Gördükleri karşısında Harun Reşid şaşırmış, adeta dili tutulmuştur. Çünkü, Behlül’ün cübbesinde biraz önce insan olarak gördüklerini şimdi farklı hayvanlar suretinde görmektedir. Yani Behlül Dane demek ister ki; benim üzerine bevl ettiklerim sureten insan olsa da manen değil.Cüneyd-i Bağdadi hz.leri de bu konuda insanın suretle değil siretle insan olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla suretten ziyade siretimize, gönlümüze, kalbimize bakmalıyız ki zaten Allah(cc)’ ta bizim kalbimize bakmaktadır.
Yıllar önce bir dergahta Molla İzzeddin isminde bir alim tanımıştım. Medresede hocalık yapıyordu. Bazen bizlerle sohbet ediyordu. Bir defasında şöyle söyledi;” Ben on dört yaşında bir mürşide gittim. O tarihten beri – şu vasıfta- olanları hiç insan suretinde görmedim” demişti. Demek ki bazı zatlar insanın gerçek sıfatı ne ise bizleri o halde görüyorlar.Kalbin iki gözü vardır. Birisi zahiri aleme diğeri ise manevi aleme açılır.Kimin kalp gözü manevi aleme açılmış ise eşyanın hakikatini görür.
Mesh’ten kurtulmanın yolu ise tövbe ederek nefsini ruhunun emri altına alıp günahlardan temizlenmesi ve istikamete girmesidir. Gavs-ı Bilvanisi Hz.leri;” meshi maneviye uğrayanlar, tövbe ettikleri zaman sadat-ı kiramın himmetiyle asli suretlerine, güzel hallerine geri dönerler” demiştir.
Dışı bir içi bir, sureti ve sıfatı bir olmak zor iş. Kendimizi görmek ve tanımak için bir aynaya bakmak lazım..Evliyaullah bir makestir, aynadır. Onlara bakan kendini görür, hakikatini bilir.
Sevgili kardeşim Bekir bey,güzel konuya temas etmişsin ve güzelde anlatmışsın teşekkürler..Konu ağır,konu önemli, meseleler çok..İnsanları en azından birbirine karşı şüpheciliğe ve karşısındaki insandan değişik şekiller aramak ve onun derinliğini sorgulamak en azından bizim ve bizimgibilerin işi değildir.Böyle hareket insanları birbirine karşı değişik guruplara ayırır.Buda bölünmelere ve ufacık parçalara ayrılmasına sebeb olur,o zamanda yutulması ve hazmedilmesi dahada kolaylaşır,onun için bazı konulara çok dikkat edilmesi gerekir zaman eski zaman değil insanların kültür düzeyi çok yüksek,bazı konuları zamanımızın emsalleri ve bilgileri ile karşılaştırıp ona göre değerlendirmek lazım değilmidir.Korkutmamak gerek,sevdirmek gerek,kolaylaştırıp cazip hale getirmek gerek değilmidir.en azından bu işleri anlatırken müjdeleme ile korkutma aynı ölçüde anlatılmalıdır.İkisindeki ölçüsüzlük kalbi bozar ve başka başka mecralara bölünmüşlüklere götürür,toparlaması zor bir hal alır.Fazla ümit lendirmek tembelliğe ve günaha sokar.Fazla ''Korkutmak''ise insanları ümitsizliğe götürür ve hiç bir fayda vermez...En azından iyi düşünüp doğru karar veren,şüpheci olmadan ve içi dışı bir olan insanlardan olmak dileğiyle...Selamlar