Memleketin sağlık çözümleri :))
SARILIĞA KESİN ÇÖZÜM
Yoksulluk ve imkansızlıklar içinde yaşanan yıllarda, hastalıklara, tabiat olaylarına ve yaşanabilecek bütün sorunlara karşı geliştirilen çözüm yolları da enteresanmış. Ben, şaman ruhlu bir babaanneye sahip olduğum için, bir çok akla ziyan! tedaviye tanık olma şansını yakaladım.
Babaannem Elife ŞİMŞİR TAKCI, kasabalının deyimiyle, -ELİF GARI- oldukça enteresan bir hayat hikayesine,doğru orantılı olarak, enteresan bir kişiliğe sahipti. Kurşun döker,sarılık keser,hastaları avsunlar, çeşitli otlardan çiçeklerden, hatta yıllanmış (yani üzerinden en az bir yıl geçmiş) it pisliğinden, suluk(banyo) ağzı çamurundan ilaçlar yapar, yarpuz otundan sigara sarar, adını bilmediğim bir çok ottan çay kaynatır içerdi. Şimdi düşünüyorum da rahmetli aslında alemci bir ruha sahipti..
Yine babaannem kadar enteresan bir kişilik olan, Bayram KOYUNCU namı diğer TILLOĞ BAYRAM amca, kasaba da bizim kapı komşumuzdu. Her hali, konuşması ve davranışları ile samimi bir insandı. Ayakkabısının ökçesine basar, şapkasını genelde yan vurunur, ceketini omzuna atardı. Elindeki tesbihi, köstekli saati, külhanbeyi konuşması ile benim gönlümde ayrı bir yeri vardı. (İtiraf etmeliyim ki, şimdilerde tatlı bir tebessümle hatırladığım üniversite yıllarında, özellikle kız arkadaşların tuhaf bakışlarına rağmen, üç yıl boyunca onun gibi giyindim, ayakkabının ökçesine basıp tesbih çevirdim.)
Şimdi siz değerli hemşerilerime, her ikisi de yıllar önce ebediyete intikal etmiş bu iki kıymetli insanın yaşadıkları ve bizimde şahit olduğumuz trajikomik bir olayı anlatacağım.
Bizlerin eğitimi sebebiyle Sazcağızsuyu’dan kasabaya göç etmemizin ikinci yılındaydık (1986). Ömer (TAKCI) amcamın eski evinde kalıyoruz. Annem, Sami abim, kardeşim Fatih falan kapının önündeki bahçede bir şeylerle meşgul olurken, ökçesi basık ayakkabısı, kollama ceketi, yan vurunduğu şapkası ile, her zamanki canlı, dik görüntüsüne inat yorgun, dermansız ve benzi kaçık bir görüntüyle Bayram amca bize yaklaştı. Anneme hitaben bitkin bir ses tonuyla
“Fadime Elif bibim evde mi?” diye seslendi. Annem,
“Evde Bayram abi. Geçmiş olsun hastamısın yoksa,heç eyi görünmeyin?”
“Sorma anam bacım sorma! çok hastayım heç derim dermanım yok! Elif bibime ecik sarılık kestireceğim!”
Bunu duyan annem
“Sakın ha Bayram abi! Annem yaşlandı, elinin heç teri terazisi yok, hem yıllardır kimselere sarılık kestiği falanda yok. Sakın eyle bir şey yaptırmayasın!..” dedi. Bayram amca yorgun bakışlarla annemi dinledi. Bir müddet sessiz sedasız ayakta sağa sola baktıktan sonra,
“Ben genede bir yanına uğrayım, heç olmasa bir okusun” diye mırıldanarak içeri girdi.
Aradan 15-20 dakika geçti geçmedi, kız kardeşlerimden birinin
“Anne abi yetişin Bayram emmi ölüyor!!!” sesiyle irkildik. Odaya girdiğimizde bizi karşılayan manzara daha bir korkuttu bizleri. Bayram amcanın alnı, burnunun üzeri, eli ve hatta ağzının içi kan dolu!. Elindeki mendilin daha önceki rengi nedir bilmem ama, tamamen kan kızılı olmuş. Duvara yaslanan Bayram amca iki elini yanlara doğru açmış, bacakları öne doğru uzatılmış, başındaki şapka yok, eli yüzü kan içinde, anneme doğru seslendi
“Fadimeee ölüyrüm!... ağzıma .... elif bibim! Dilik dilik dildi, Öldürdü beni! Yetişin kan durmayır!”
“Demedim mi ben sana Bayram abi demedim mi!. Annem yaşlandı artık elinin terazisi yok demedim mi!” Abim hemen kemer kazıyıp tozunu yaralara bastı ve bir müddet sonra kanama durdu. Tabii biz bu mücadeleyi verirken, babaannem kendi avsunlama seansına uygun sesler çıkarıyor, okuyor, üfürüyor ve bizlere kızıyor
“deeenn! Kesin sesigizi hayınlar! Bi şeyi yok onun. O pis ganı aktı getti!.. dipi gibi olacak o şimdi!”
Ben ve diğer kardeşler, korku içinde yaşananları izledik. Kanaması tamamen duran Bayram amca biraz biraz kendine geldi. Yan tarafında, hala kendine doğru okuyup üfüren ebeme döndü, bir şeyler söyleyecekmiş gibi baktı, bir iki yutkunup vazgeçti. Bu sessiz ortamdan faydalanan babaannem, Bayram amcaya döndü ve bastı azarı
“deee eyle hasta gibi oturma! Bir eguzü besmele çek silkinde yeri görüyüm!!!”.
Bu Babaannemin son cerrahi operasyonu oldu.
Bayram amca ise hakikaten üç beş gün sonra eski sağlığına kavuştu.
Mekanları cennet olsun Allah c.c. rahmet eylesin….
11 Şub. 09-GÜRÜN
Hocam, elinize sağlık. Yine çok güzel bir yazınızı paylaşmışsınız. Alçak gönüllülüğünüzden "Ben sadece gördüm ve yazdım." diyorsunuz. Yaşananları bu kadar güzel aktarmak maharet ister ve bence siz bu konuda çok başarılısınız. Ne diyeyim Allah(c.c) size sevdiklerinizle birlikte hayırlı, uzun ömür nasip etsin. İnşallah daha nice güzel yazılarınızı okuma mutluluğunu yaşarız...
Teşekkürler...Saygılar...
Tülay yenge güzel sözlerinizle mahçup ettiniz beni valla.Çok teşekkür ederim. Aslında güzellik ve insanı gülümsemeye sevkeden şey yaşanan olayın komikliği,enteresanlığı:))) ben sadece gördüm ve yazdım.(bu arada yusuf abime selamlar ve tabi bütün eşe dosta)
Vay benim saygıdeğer deyzoğlum... terbiyesizlik ne kelime başımla gözüm üstüne. Evet rahmetlinin öylede bir namı vardı.Ağlama olayına gelince,babam eskiden rahmetli Battal dedemi çok eleştirirdi "vara yoğa ağlıyor" diye. Bu yaz benim düğünümde ise Mediha bibinin oğlu Hasan BOZKAYA'ya(Emişler'den olur kendileri) bir itirafta bulunuyor;"eskiden böyle değildik! şimdi bir eşşek zırlasa duygulanıyoruz!!" diyor.Tabii ardından hemen ekliyor;"her eşşek zırlamasına da değil Hasan biliyinmi:) biraz notalı zırlayacak,eşşekte olsa!!!!"
Nasıl notalı oldumu? gözlerin yaşardımı bir parça;) TERBİYESİZ!!!
tezoğlu olay yeri ve kahramanlarını tüm canlı haliyle bir sunu proğramı gibi canlandırıp aktarmışsın. yalnız ağırlıklı olarak TAKA bayram bilirdik tulloğ bayram emmiyi (allah rahmet eylesin) terbiyesizlik olarak saymazsan burası yanlış olmuş.rahmetli elif ebenin simasında gizli tarihi anımsamak farklı ve hüzünlü bir duygu zeynep yengem kadar resmi görünce ağlamazsak bile..tşk. selam ve dua ile
sevgili komşum yine konuşturmuşsun kalemini ve yüreğini eline koluna yüreğine sağlık bir insan ancak bukadar güzel yazar bu kişiler mahlenin şah damarları idi onlarsız bir günümüz geçmezdi hergün görmessek bir boşluga düşmüş gibi hissederdik kendimizi zaman her şeyin ilacı derler çok doğru bir söz şimdi dayanıyoruz biliyormusun nazim abimde elif ebenin eli varmiş nazim abimi çok severmiş gel oğul şu elimi öpte avsunlu elimi sana vereyim bana birşey olunca sen okursun demiş rahmetlik hep bir araya gelince inanki hep lafını deriz ve elif ebe gibi oku biraz deriz ama onun gibide bağırmasını isteriz oda gülmekten okuyamaz resim için de çok sağol tam yerinde olmuş insan onları görünce geçmişine gidiyor mekanları cennet olsun seninde elıne koluna sağlık herkese selamlar