Bize tercüman oldunuz...
Sert ve soğuk bir rüzgar süpürüyordur eski evin yıkık damını kesik kesik...
Kediler her gün yokluyordur, sanki gelen olacak gibi...
Kuzeydeki dağlar bulutlarla renk yarışına girmiştir, Nurdane yengenin çatısının üstünde...
Kezban bacım torununu seviyordur ılık sesiyle.
Kirazın dibi kedilerin insafına kaldı, şenlenmek için.
Bekçinin orasında toprak ıslaktır, belki okuldan çıkan çocukların ayak izleri vardır.
BİLMİYORUM KÖYÜM, AYAK İZLERİM KALDI MI TOPRAĞINDA
AMA YÜREĞİMDE BÜTÜN İZLERİN, SESLERİN, RENKLERİN....
Münevver Bulut
ablacığım; kullandığın dil harika .yazını okurken babannemin tandırda pişirdiği ketenin kokusu geldi. lütfen yazılarına dewam et.
sonbaharda köye gittiğimde eski günleri aradım ama hiç bir şey eskis gibi değil .kapını önüne gelen pisikler bile yabancı
