Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SUÇATI'DA BİR KIŞ GÜNÜ, YANAN BİR SOFİ, ERİYENSE BUZ

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 23 Yorum | Okunma 8886 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 16 Ekim 2007 08:41:43

İlk göreve Urfa'da başlamıştım. Yıl 1982.

SUÇATIDA BİR KIŞ GÜNÜ; YANAN BİR SOFİ., ERİYENSE BUZ

 

İlk göreve Urfa’da başlamıştım. Yıl 1982.. Urfa Peygamberler şehri. Bir yanda Nemrudiler.. Diğer yanda ise Halililerin her şeye rağmen oluşturdukları muhabbet adası..Hani demişler ya “Muhabbetten Muhammed oldu hasıl. Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl”. Muhabbet deyip geçmeyin. Muhabbet olmadan terakkiyat olmaz, engeller aşılmaz. Urfa’da bulunmayı, manevi havasını solumayı hep büyük bir nimet olarak gördüm. Ama bu nimet bir gün elden çıktı. Allah Resulü şöyle diyor:” Bir nimetin kıymetini bilmemek kadar o nimetin elden çıkmasını hızlandıran bir şey yoktur”. Nice nimetler bahşediliyor da biz onları külfet görüyoruz.

Urfa’da sefa sürdüğümüz yıllarda apartmanda kapı komşumuz bir öğretmen vardı. Lisede müdür yardımcısı. Hoş bir insandı. Vaktaki askere gittim ve dönüşte izini kaybettik. Yazın tatil için suçatı’ ya geldiğimizde gördük ki bizim öğretmen bey suçatı ortaokulunda müdür..Sevindik tabi.. Artık tatilde günlerimiz çoğu zaman beraber geçiyordu. Sohbetler, sohbet olduğu zaman alınan lezzetler dünyanın sahte lezzetlerine benzemiyor. Sahabeler sohbet ürünü değil mi. Şah-ı Nakşibendi(KS) Hazretleri;”Yolumuzun esası sohbettir” der.

Günlerce süren sohbetlerde anladık ki müdür bey bir Allah dostunu ziyaret etmiş..Bu ziyaretler çoğu zaman insanda çok büyük izler bırakır. İstikamet düzelir, gaflet gider, yerine aşk ve muhabbet gelir. İnsan bazen kendini cennette zanneder. “zikir meclisleri cennet bahçeleri” değil mi zaten. İnsan insanı sevmeye başlar. Artık en büyük düşmanı nefsidir. O’nunla uğraşmaktan başkalarına zaman bulamaz. Niyeti düzelir ve artık o’nun tek gayesi Allah(CC) olur. Bu tür değişiklikler aslında kalbin gittikçe değişmesi ve düzelmesinin neticesidir.

İşte eğer insanın niyeti ve istikameti düzelirse Allah’ın o kişiye olan muamelesi değişir. Nice ikramlar ve lezzetler ihsan edilir. Sonunda kalpler huzur bulur ki bu dünyadaki saadetin anahtarıdır.

Bu ziyaretin müsebbibi okuldaki bir öğretmendir. Müdür bey bu öğretmenden çok şey öğrenmiştir. Bir kış günü oturduğu beton evin suları donar. O yıl gerçekten soğuk bir yıldır. Urfa’da bile bizim suların bir hafta akmadığını hatırlıyorum. Müdür bey donan suları eritmek için çok uğraşır. Su borusunun eve giriş yerinde ateş yakar, boruları ısıtır. Eline bir pürmüz alır ve saatlerce boruların duvar içindeki geçiş yerlerini ısıtır. Ancak tüm bu gayretlerin sonunda değişen bir şey yoktur. Yapacağı başka bir şey kalmamıştır. Komşuları, “senin sular bahara kadar akmaz” derler. Birkaç gün sonra soğukların devam ettiği bir kış gecesi kendisini Allah dostu zata götüren öğretmen ailecek müdür beye misafir olurlar. Meseleyi öğretmene açar, sularının akmadığını söyler. Öğretmen o’na derki;” Sen yapacağını yaptın ve buzlar çözülmedi, sular akmadı. Sen bu işi Mürşidine havale et. Eğer O’nlar himmet ve dua ederlerse mesele çözülür” Evde çay için su yoktur. “Siz oturun, biz komşudan birazcık su alıp gelelim”der, öğretmene ve öyle de yaparlar. Komşunun evi kerpiçten yapılmış olduğu için ve tedbirli davrandıkları için onların suları donmamıştır. Birazcık su alırlar ve gelirler. Eve girdiklerinde gördükleri karşısında dona kalırlar. Çünkü bütün musluklardan gürül gürül su akmaktadır. Bunlar Allah için zor değildir. Bu tür olaylar Allah’ın kudretinin ve ilminin delilleridir. İlim Allah’ındır. İnsanoğluna Allah’ın ilminden çok az şey verilmiştir. Bize verilen ilimde buzu çözecek belirli bir ısıya ihtiyaç vardır. Ama sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Cenab-ı Allah’ın bize verilmeyen ama dostlarına ihsan ettiği farklı ilimler vardır. Ledün ilmi gibi. Bu ilim okuyarak öğrenilmez, Allah bu ilmi gönüllere ilka eder. Belki de Hakk’a aşık olan o sofinin ateşi buzları eritmiştir.. Kimbilir..

Bu tür harikulade işler asla Müslüman için maksud değildir. Zaten maksadı keşif-keramet olanın bu nimetlerden nasibi olmaz. Bunlar Allah’ın birer ikramıdır ve kalplerin itminanı ve muhabbetin tahsilinde önemli birer etkendir. Kur’anda bir çok peygamber menkıbesi anlatılmış ve bunların kalplerdeki imanı kuvvetlendirdiği zikredilmiştir. Kerametlerde böyledir ve haktır.

Vatanımızı yurdumuzu sevmek imanımızın bir gereği. Suçatı gibi bir beldenin insanı olmakta hepimiz için bir övünç kaynağı . Suçatı bir huzur beldesi. Bunca yaşımıza rağmen kayda değer kötü bir olay olmadı. Bunda bence başta Somuncu Baba’nın(KS) ve başka Mürşidi Kamillerin himmet ve dualarının payı çok büyüktür. Somuncu Baba bir gece suçatı’da kalmış ve kaldığı ev asırlarca şifa kaynağı olmuş. Bu az bir şey mi. Oysa her devirde Somuncu Baba’lar hep olmuş. Ama O’nlardan ancak nasibi olanlar istifade etmişler. O’lardan mahrum kalmanın acısını galiba bu dünyada anlayamayacağız.

 | Puan: 9,4 / 7 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

hıdır kaya { 06 Kasım 2007 15:19:37 }
ebu bekir kardeşim yazını büyük haz duyarak okudum, keşke herkes bektaşiliğin neolduğunu sizin gibi anlayabilse. biz insanların üzerine düşen salih amel işlemek hakkı ve sabrı tavsiye etmek değilmi. "asra yemin olsunki insanlık hüsrandadır. ancak iman edip salih amel işleyenler ve (birbirlerine) hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna" (asr suresi)
imam meselesine gelince, ben araştırmayı seven bir insanım. araştırmalarımda şunları öğrendim; birincsi, iki kişide olsanız aranızda imam seçiniz diyor rasulullah. bilirsiniz fıkıh ulemasıda imam seçmenin kırıterlerini belirlemiştir.bunlar önem sırasına göre maddeler halinde sıralanmıştır.mesala aklımda kalan maddeler: imanda en samimi olan, toplumda en itibar edilen, sağlık durumu yerinde olan, evli olan, kıraat açısıntan dişleri tam olan, veson madde şöyleydi: hanımı en güzel olan, tabi burda fukahanın amacı haşa gözü dışarda olmayacak bir imam belirlemek.
tabi bu maddeler sadece benim aklımda kalanlar daha okadar güzel maddeler vardıki, yani islam fıkhı imam seçmede müthişbir hassasiyet göstermiştir. benim baştan beri söylemek istediğim bu kıriterler bu gün neden uygulanmıyor. günümüzde imam seçilirken hangi kıriterler esas alınıyor ve nederece sağlıklı...
selamlar...
Ebubekir GÜR { 05 Kasım 2007 21:55:49 }
Mustafa Boğa kardeşim yazdığın konularda haklısın. Bir çok konuda yanlış şekilde yönlendirilmişiz,halende devam ediyor. Öncelikli olarak kader konusunda pek konuşmak hoşuma gitmiyor. Burası zor bir alan, ansan çok dikkatli olmalı. Yoksa yanlış alanlara kayabilir. Ama bu konuda her müslüman doğruyu öğrenmelidir. Ölçü iyi ortaya konulmalı ve bu ölçüye göre hareket edilmelidir. Cenab-ı Allah(CC) olayları sebeplerle halkeder. Bize düşen sebeplere yapışmaktır. Ama Allah''ın takdiri nasıl olacaktır onuda bilemeyiz. Biz sebeplere yapışırız, tevekkül ederiz ve sonucunada razı oluruz. Bu her konu için böyledir. Allah rızka kefildir ancak çalışmayıda farz kılmıştır.İlim mü''minin yitiğidir, nerede bulursa alır. Kur''anda bir işi bitirince hemen yeni bir işe koyulmamız emredilmiş. Yani ölünceye kadar gerek ilimde ve teknolojide ve gerekse ekonomide durmak, emekli olmak yoktur. İbadetse zaten varlık nedenimiz. Allah (CC) ezeli ilmi ile kulların iradelerini hangi yolda kullanacaklarını bildiği için öyle yazmıştır. Kader konusunda alimler
Ebubekir GÜR { 05 Kasım 2007 20:43:24 }
Sevgili Yuvalı Hıdır KAYA bey,Gördüğüm kadarıyla siteyi takip ediyorsun. Buna gerçekten çok seviniyorum. Her insan farklı bir fıtratta yaratılmıştır. Dolayısıyla elbetteki bir çok konuda farklı düşüneceğiz. Her türlü gelişme için bu çok önemlidir. Allah Resulünden bile Sahabelerle istişare etmesi emredilmiş dolayısıyla diğer insanların ne düşündüklerinin bilinmesi ve işlerin istişare ile halledilmesi istenmiştir. Bu bize örnek olması içindir. Yoksa Allah Resulünün her sözünün vahiy olduğunu Cenab-ı Allah bize haber veriyor. Bir defa her şeyden önce Alevilerin Sünniler, sünnilerinde aleviler hakkındaki önyargılarını ortadan kaldırmak ve samimi olarak bir çok konuda sağlıklı olarak düşünmek gerekir. Benim öğrendiğim ve inandığım kadarıyla alevilik- bektaşilik tasavvufi bir olgudur. Hacı Bektaşı Veli(KS) Hazretleri bir horasan evliyasıdır. Ahmet Yesevi (KS) Hazretlerinin yolunun takipcisidir. Aynı şekilde Şah-ı Nakşibend (KS) Hazretleri de aynı kaynaktan beslenmiştir. Dolayısıyla aynı ağacın dalları mesabesindedirler. Sünneti seniyye çizgisindeki bütün tarikatlerin hedefi insandır. İnsanın hem dünyevi hemde uhrevi mutluluğudur. Bu zatların bütün gayreti insanı olgunlaştırmaktır.Bu nedenle en büyük düşman olarak nefsi gösterirler.İsterlerki insan hep başkalarının iyiliğini kendisinin ise kötülüğünü, günahlarını görsün ve onunla ilgilensin. "Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete girilmez" buyuruyor Allah Resulü(SAV). Çünkü bu sıfat sadece Allah'ındır. Bizim gibi aciz insanların kibirlenmesi için hangi neden olabilirki. Nihayetinde bir damla kirli kandanız.Ben Hacı Bektaşı Veli Hz.lerinin "Makalat"ını okudum. Onunla bizim aramızda zerre kadar farklı bir şey yoktur. O halde bana göre hem alevilerin hemde sünnilerin doğru kaynaklardan çokca istifade etmesi gerekir. Meseleyi imamların, dedelerin,şunun, bunun hatalarına indirgememek gerek diye düşünüyorum. Bu bize bir şey kazandırmaz ama çok şey kaybettirir. Öncelikle toplumun birlik ve beraberliği çok önemli. Bunun acısını yıllarca hepimiz çektik. Başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi kendi nefsini unutur, kendisinin çok mükemmel bir insan olduğunu düşünür. Bu düşünceden vazgeçip kendi nefsini kafirden bile aşağı görmedikçe nefsin ıslahı mümkün olmaz. "İmam" terimi aslında toplumda yanlış kullanılıyor. Cemaatin içerisinde en ehliyetli, takva sahibi kim ise namazı o kıldırır. Ama zamanla devlet namazı kıldırmak için birilerini görevlendirmiştir. Yani onlar namaz kıldırma memurlarıdır. "İmamlık" ise hakikatte İmam-ı Azam , İmam-ı Şafii , İmam Cafer-i Sadık ,Oniki İmam veya İmam-ı Rabbani gibi İslamı her şeyiyle bilen, nefsinde yaşayan ve topluma önderlik yapan zatlardır. Onlar ehil ve örnek insanlardır. Onların yaşantıları islama uygundur. Bu gün imam veya dede dediğimiz insanlar ise aşağı- yukarı toplumun numunesi olan kimselerdir. Onların nefisleri ıslah olmuş değilki, her konuyu çok iyi bilen kamil zatlarda değiller. O halde onların hatalarıyla toplumu veya hele hele islamı veya mezhepleri mahkum etmek yanlış olur. Biz ne ile mükellef isek onlarda onunla mükelleftir. Yani bir imamın telgraf direğini kendi maşarasına taşıması tamamen nefsin iğvasıdır. Onların yapması ne kadar günah ise bizim yapmamızda o kadar günahtır.Her türlü haksızlık zulümdür, kimden gelirse gelsin. Bu gün toplum olarak içkiyi, kumarı, zinayı vs. önemseriz ama gıybet etmek, riyakarlık, haset, kötü zan, kibir,dünya sevgisi vs. çok daha büyük kalbi hastalıklardır. Sözün özü bizler önce kendi nefsimize ve kendi hatalarımıza bakmalıyız. İslamı nefsimizde yaşamaya çalışmalıyız. Yoksa zarar edenlerden oluruz vesselam.
yuvalı hıdır { 31 Ekim 2007 18:02:25 }
suçatı haberin son yorumu harikulade, beni yanlış anlıyorlar, belliki site yönetimi okumuş kültürlü insanlar..
benim niyetim toplumun herkesimindeki makamına yakışmayanları bilelim, hocasıyla dedesiyle çok yanlışı olanıda var çok saygıdeğer olanıda var. içimizdeki yanlışları görmezden gelirsek felaketlere sürükleniriz. alevisiyle sünnisiyle içimizdeki yanlışları görmekten ürkmeyelim. yanlışların üzerine gitmezsek onlar bizim üzerimize gelir. hak dinimiz demiyormu; "haksızlığa gözyuman zalimdir" yanlışlara göz yummayalım lütfeeennnn......
selamlar
Suçatı Haber { 31 Ekim 2007 16:59:43 }
Saygıdeğer Arkadaşlar,
Birliktelikleri artırıp, ayrılıkları azaltmamız gereken şu günlerde lütfen bir tartışmadan diğerine koşarak toplum huzurunu daha da fazla bozmayalım. Hıdır kardeşim her kesimde hoş karşılanmayan işler yapan insanlar vardır. Yapılan iş ile o işi yapan kişinin mesleği arasında bir ilişki kurduğunuz takdirde tartışma ister istemez başka bir mecraya doğru gider. Ayrıca bahsettiğiniz hata sadece imamlara has olmayıp her beşerin yapabileceği türden hatalar, dolayısıyla o hatalar imam olmaktan dolayı değil belki imam olmanın gereğini yapmamaktan olabilir. Bu arada imamların hepsi hatalıdır veya dedelerin hepsi hatalıdır gibi bir sonuca varsak uzun tartışmaların sonunda bunun kime ne faydası olacak. Toplum birden düzelecek mi? Lütfen arkadaşlar, biz bu sitede şiddetle siyasetin konuşulmasına karşıyız. Siyaset konuşulup benimki doğru seninki yanlış sarmalına girersek ondan çıkamayız halbuki bizim öyle sarmallara girmeye niyetimiz yok.
YORUMCU { 31 Ekim 2007 13:34:50 }
Hıdır kardeşim, arkadaşım olan ve samimiyetine inancına ve ayrıca (milliyetciliğine) inandığım bekir beye bazı düşüncelerimi yazmama sakın ha kapılıp da kendini bazı anlamsız düşüncelerin içine bırakmıyasın. sen konuyu bazı taraflara kaydırmak istiyorsan kusura bakma. bizler ve bu memleket eğer şimdiye kadar dimdik ayakta durduysa o simgesel kişilerin inanç ve azimli çalışmaları sayesinde ayakta duruyor. senden, ben kimin ne halde olduğunu sormadım. eğer o suçatıda bir veya iki kişi o dediğin haldeyse sizin oralarda tersinden bir kişi sayamazsın. ben bu siteyi okuyorum sadece bazı fikirler ileri sürerek siteniin okuyucuları arasındaki manevi bağı zenginleştirmek istemiştim. ama görüyorum ki bu her çeşit çiçeğin bol olduğu zenginlikleriyle dolu bahçeye dalışlar yapmıya kalkışmışsın. bu hareketini beğenmedim siteyi de siyasi ortama çekmemek için size sadece şunu söylemek isterim. bir daha, sakın ha böyle mesajlar yazmayın, selamlar
Emrullah TOPRAK { 30 Ekim 2007 21:34:37 }
Sevgili Yuvalı Hıdır kardeşim. Anlaşılıyor ki sitemizdeki tartışmaları izliyorsun. Birçokları olumsuz bulsa da ben bu tartışmaları bir fikir zenginliği açısından olumlu buluyorum. Biz de Somuncu Babaları, Hacı Bektaş Velileri, Pir Sultanları severiz. Ne kerameti bir ölçü kabul edip milleti iman sınavından geçirmeye kalkarız. Ne de bazılarının hatasından dolayı topyekün tasavvufu inkâr ederiz. Pire için yorgan yakılmaz. İslamı Kafkaslardan Avrupa içlerine kadar yayan kolonizatör Türk dervişleridir. Hacı Bayramlar, Şeyh Edebaliler, İmam Şamiller, Kazak Abdallar, hepsi belli bir tarikatın mensubu ve aynı zamanda aksiyon adamları idiler. Bunları eminim siz de kabul edersiniz. Ancak gördüm ki siz bu tartışmalardan yola çıkarak Suçatılı bazı imamların olumsuz davranışlarından bahsedip sözü Suçatımızın vahim(!) haline getirmişsiniz. Eğer böyle kimseler varsa imam oldukları için değil insanoğlu oldukları içindir. Sizin mikro milliyetçilik kokan bu eleştirinize karşılık ben de "falan köyün dedesi şöyle şöyle yapıyormuş" türünden seviyesiz bir yaklaşımın tarafı olamam. Eğer belli bir fikriyatınız varsa çıkar tartışırsınız, delillerinizi ortaya koyarsınız. Çamur at izi kalsın anlayışını kusura bakmayın bu mahallede satamazsınız. Selamlar.
hıdır kaya { 30 Ekim 2007 14:25:17 }
güzel kardeşlerim ben yuvalıyım, somuncubabalara, veyselkaranilere, mevlanalara, yunusemrelere, hacıbektaşlara, pirsultanlara, aşıkveysellere sonuna kadar inanırım. fakat suçatının şimdi durumu çok vahim, telinde öyle imamlar varki sınırdaki telgıraf direğini kendi maşarasına çekecek kadar insafsız, öyle imamlar varki hayır işlerde yalan söyleyecek kadar vicdansız...
YORUMCU { 26 Ekim 2007 16:15:26 }
Bekir kardeşim sevgi ve muhabbetlerimi bildirir saygılarımı sunarım.işte böyle senin gibi düşünen insanlarımız çok yok.insanlarımız varda onları yönlendiren insanlarımız bana kaygı veriyor.bu insanlarımızı kendilerini mürşitlik kisvesi altında kandırarak dünyalıklarını ceplerini doldurmaya uğraşmışlarihocayım diyerek hocalıktan anlamayan insan lar halkımızı sadece günah ve sevap arasında bırakarak onların düşünmesine araştırmasına engel olmuşlardır.kaza ve kader diyerek insanlarımızı anlamsız bir duygunun iç,ine sokarak çalışmalarına engel olmuşlardır.kaysılar don sayesinde olmadığı zaman bunu günahkarlıkla yorumluyarak insanların tedbir almasına engel olmuşlardır.bu insanlarımızın kaderi değildir.bence kişi kendi kaderini kendisi hazırlar.yüce yaratıcı mekanizmayı kurmuştur.ayrıntılarını zaman ve kişi kendisi hazırlar.evvelinden yazı yazılmamıştır.kişinin yaşıyacakları yazılı değildir kişiye akıl verilmiştir kişi kendi kaderini kendisi hazırlar.ama yüce yaratan sonucu bilir ne olacağını bilir.eğer gerçekten her şey önceden yazılsa idi yaratanın adil sıfatı şüphe arz ederdi.acaba o sakat çocukların günahı nede sakat doğuyor.acaba bazı insanlar niye cani oluyorda bazı insanlar topluma faydalı kişi oluyor o zaman taraflı olmazmı.bu sakat doğan insanlar niye sakat doğuyor.mekanizmayı meydana getiren unsurlar hücreler gibi yapı taşlarında meydana gelen sapmalar yüzünden mi yoksa böylesi ayrıntılarla uğraşmayan yaratıcı yüzündenmi.sevgili kardeşim bende herkesten çok inançlı bir kişiyim.inanıyorum düşünmek istiyorum düşündükce bizlere inandırmak istedikleri bazı şeylerin akıl ve mantıkla alakası olmadığını hissedi,yorum.bizleri hiç düşünmeye araştırmaya sevk etmemişler gavur icadı gavur işi diyerek günahla sevap arasında halkımızı sıkıştırarak kabuklarından sıyrılıp dışarda da hayatın olduğunu görmelerine engel olmuşlardır.halkımız bilinçli değilki hangisinin sünnet yolu hangisinin şeytan yolunda gittiğni bilsin.öyle şartlandırılmışızki bazı kişileri yorumlamamız günah tenkit etmemiz günah o ne söylerse doğru. o hep allah ve resul adına konuşuyor diyerek okişi hakkında araştırma yapanlar bile günahkar ilan edilmişlerdir.eğer bu tabulardan sıyrılabilirsek ki insanlarımızın tahsil seviyesi arttıkca bunlardanda kurtuluruz inşallah.saygılarımla
Ebubekir GÜR { 24 Ekim 2007 13:54:26 }
Değerli yorumcu kardeşim, bil mukabele bizdenden selam ve saygılar.Öncelikli olarak şunu söyleyebilirim ki her müslüman için mihenk taşı Kur'an ve Sünnet-i Resulullahtir. Biz mürşit arıyorsak önce o zatların bütün amellerini mihenk taşında tartıp ona göre karar verebiliriz. Eğer her davranışı islama uyuyorsa O'na insan tabi olabilir. İslama uymayan kişiden ise aslandan kaçar gibi kaçınız denilmiş.Çünkü en zor iş mürşitliktir. İnsanı terbiye edebilmek kolay bir iş değil. Mürşidin ehil olması gerekir. Eşrefi Rumi(KS) Hazretleri "tarikattan maksat şeyh bulmak değil, kamili mükemmil şeyh bulmaktır. Eğer şeyh kamili mükemmil değilse kişinin girdiği yol kendisine girdap olur, dolanır durur, yol aldığını zanneder ama başladığı yere tekrar döner". demektedir. Kamili mükemmil demek Allahta fani olan(fenafillah) ve Allaha ulaştıktan sonra insanları terbiye için görevlendirilerek geri dönen(bekabillah) demektir.Ayrıca silsile bu yolun emniyetidir. Bir zamanlar Aczimendiler çıkmıştı. Bu tarikatın ne geçmişi nede geleceği oldu. Her silsile ile Allah Resulüne ulaşmalıdır. Ve o zat bir silsile meşayihinden icazet almalıdır. Kimse kendi kendine ortaya çıkıp şeyhlik yapamaz, yaparsa şeytanın maskarası olur. Hangisi doğru dersen Sünnete uygun yaşayan ehli sünnet çizgisinde ve bid'atlere düşmemiş olan herkes doğru yolda olabilir.Kamil mürşidin tüm vasıflarını taşıyan herkesin yolu haktır ve doğrudur. Şimdi mezheplere baktığımızda dört hak mezhep var ve hepside doğru. Dört mezheplede amel eden insanlar var ve kimsede diğeri "sadece benim yolum doğru diğerleri batıl "demiyor. O halde meşreplerdede aynı şey söz konusu olabilir. Peygamber efendimiz bir çok sahabeye farklı zikir talimatı vermiş. Kimisine gizli olarak "Allah" zikrini verirken kimisinede cehri olarak "Lailaheillallah" zikrini ve başka zikir talimatları vermiştir. Kur'anda da gizliden, açık, otururken veya yatarken Allah'ı zikretmemiz istenmiş. İşte Sünnete uyan ve bunlardan herhangi birisiyle Allah'ı anan bin tanede yol olsa hiçbirisine bir şey diyemeyiz. Hepsi bizim için haktır.Bediüzzaman:"Herkes en doğru yol benim yolumdur diyebilir ama tek doğru yol benim yolumdur diyemez" diyor. Somuncu Babanın kaldığı evden maddi çıkar sağlayanlar varsa ve bu olay yanlışsa(bunu bilemiyorum) vebali o kişilerindir.Bu konuda da yine Bediüzzaman:" her meslekte ehil olmayanlar bulunabilir. Ehil olmayanlar birmesleğe girseler suiistimalat yaparlar. Ehil olmayanların tarikata girmesiyle tarikat mahkum edilemez" diyor. Nefislerin yaptığı yanlışları bir kuruma veya bir cemaate maletmek doğru değildir. Ancak o kurumların başında olan ve topluma örnek ve lider olmak durumunda olanlar için durum daha farklıdır. Başta dediğimiz gibi onların her hareketei Sünnete uymak zorundadır. Yoksa demiş büyük zatlat:" Onlar dağda eşkiyalık yapsınlar ümmeti Muhammede daha az zarar verir" demişler. Selamlar
Diğer Sayfalar: 1. 2. 3. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun992 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI