MUHTEŞEM YÜZYIL
Kategori: Yazı - Makale |
17 Yorum |
5994 Okunma |
Yazan: osman | 21 Ocak 2011 00:31:22

Osman Bey'den bir yazı
Muhteşem Yüzyıl
Yeni bir dizi Muhteşem Yüzyıl. Zaten hayatları, dizilere rehin verilmiş insanların takip edebileceği, yeni içi boş bir dizi. Dizi yayına girer girmez, bizim muhafazakâr camia aslan ve kaplan kesildi adeta. Neymiş? Vay efendim Osmanlı’ya hakaret varmış. Tarih çarpıtılıyormuş… Kanuni Sultan Süleyman, böyle anlatılmamalıymış…
***
Şaşayım ben. Sıcacık evlerinizde, zevki sefa içinde oturun, adamların yaptığı diziyi eleştirin. Tarihinizi küçük düşürmelerine bakın… Dev bütçeyle çekmişler diziyi ve içi boş eleştirilerle, harcanan paranın belki de on katını kazanacaklar. Helal olsun adamlara. Akıllılar vesselam…
Allah aşkına, eleştiri yapanlara sormak isterim. Sizin hiç sanat, kültür, sinema,kitap, tiyatro gibi bir derdiniz oldu mu?..
Hiçbir sanat kitabı okuyup, sinema filmi için senaryo yazmaya kalkıştınız mı ki diziyi eleştiriyorsunuz?
Niye, çünkü sanat karın doyurmaz türü bir yaftanın ardına yıllar yılı sığınıldı. Yıllar yılı sinema ve tiyatro hep ihmal edildi. Bir film, bir dergi, bir gazete hangi muhafazakâr tarafından “çıkarsız” desteklendi?
Milli ve manevi değerlere sadık olduğunu ifade eden iş adamları tarafından, hangi kültür, sanat, çalışmasına kaynak aktarıldı?
Üniversitede öğrenci iken, arkadaşlarımla kültür sanat kaygısı gütmeye çalışan bir dergiyi, cep harçlıklarımızı birleştirerek, iki sene zor yaşattık. Reklam için, çalmadığımız kapı kalmadı.
Çoğu sanat boş iş dedi. Başka işiniz yok mu dedi. İlgisizlik nedeniyle nice proje atıl kaldı.
Alın işte, adamlar çekerler tarihinizi küçük düşüren bir dizi ve siz de, paşa paşa sıcacık koltuklarınızda, çekirdek çıtlata çıtlata seyredersiniz. Çünkü siz, sizin anlam bütününüzü ifade eden bir etkinliğe destek vermezsiniz. Tarihini sevmekte, gazetenin verdiği ve evinize astığınız bir padişah posterinden öteye gidemez.
Küçük küçük katkılarla, ortak bir gayreti bile beş on yıl yaşatamayız biz. Her yerde, muhafazakâr söylemi dillendirenler, iş icraata gelince ortada gözükmezler ve iki kuruş para destek için onlarca bahane dağı oluştururlar.
Çünkü benim de içinde bulunduğum ve sık sık eleştirdiğim muhafazakâr camianın sanat diye bir derdi hiç olmadı. Kaç yönetmen, ilgisizlik nedeniyle köşesine çekildi haberiniz var mı? Kaç sanat erbabı küserek, uzleti yaşam kıldı kendisine?
Sanat, kuytu salonlarda yapılan sünnet düğünlerinde, tavuk dürüm arası dinlenilen ilahiler sanıldı. Avurtlarını şişiren ilahicilerin, güzeli öğütlemek varken, milleti cehennemle korkutmaktan öteye gidemeyen, bir dar alan zannedildi sanat...
Düğün ve sünnetlere, muhafazakâr olunduğu ispatlanmak için, mehter ve sema gösterileri tertip edip gösterişe gösteriş katıldı ve bu güzel değerlerin de içi boşaltılıp anlam derinliği zedelendi.
İki odalı evler yetmedi; üç oda, dört oda o da yetmedi, iki yüz metre kare evlerde sefaya düştünüz. Lüks ev, lüks araba derken, büyüdükçe büyüdü açlıklar… İçlerdeki açlık büyüdükçe, dünyevileşme de sardı bütün benliği…
***
Alın işte Muhteşem Yüzyıl. Ailecek seyredin… Toplu mekânlarda ise, yalancıktan eleştirin. Çünkü daha iyisini, en iyisini, en iyisinin en iyisini yapmak için hiçbir özveri göstermediniz.
Haydin, arabanızı bir üst modele çevirin. Yıkayın, cilalayın saatlerce eliniz belinizde seyrederek onu kutsayın. Çok odalı lüks bir ev için canhıraş çalışın. Her elbiseye bir çanta, her takıma bir ayakkabı alın…
Uğraşın, didinin, yırtının, çırpının kıytırık bir dünya için… Nasıl olsa hiçbiriniz, bu dünyanın içinden sağ çıkamayacaksınız…
OSMAN ÇELİK
Yorumlar
Osman hocamı yakinen tanıyan biri olarak yazısını okuyunca hiç şaşırmadım. Tabiri caizse kitabın orta yerinden konuşmuş. Evet, hırsız suçlu ama biz kapımızı iyi kösleyemedik. Bilakis sonuna kadar açtık. Sonunda hırsız evin başköşesini tuttu. Yaklaşık iki ay önceydi. Sınıfta bir kız öğrencinin ağladığını gördüm. Yanına varıp sebebini öğrenince tepemden kaynar sular döküldü. İlköğretim ikinci sınıfta okuyan bir çocuk, Aşkı Memnu dizisine ağlıyordu. Bu sihirli kutunun bugün ülkemizde etkileyemeyeceği bir aile yok artık. Bomba elimizde patladı. Sanata milli bir mesele olarak bakan birkaç adam dışında bugüne kadar, bu işi hep başkalarına havale ettik. Sanatı solcular yapar dedik. Sanatı gerçekten solcular yaptı. Hatırladık ki devrimciler, marksistler ne kadar iyiymiş, ülkücüler de ne kadar kötü adamlarmış meğer. Mukaddesatımıza saldırılıyor dedik ardından parasal güce ve bürokrasiye tosladık. Gün geldi parasal güce eriştik, bürokrasi kalktı, kanallar çoğaldı. Ama heyecan kalmadı. Arada bir damarımıza basmasalar o heyecanı da duymayacağız. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Neden kısırlaştık? Niçin bir şeyler üretemiyoruz? Evet, Cumhuriyet dönemi müslümanları olgunlaşmadı. Peki neden? Bu kendi tercihimiz miydi? Tanzimat’tan beri kronikleşmiş bir devlet politikası olarak batıdan çağdaş sanat diye ne varsa aldık. Hem de kendi öz medeniyetimizin ürünü olan sanatları bir kenara iterek. Bu ülkede Türk Müziği’nin icrası ve dinlenmesi yasaktı bir zamanlar. Bir gecede okuryazar sayısı sıfıra inen, âlimleri cahil muamelesi gören bir neslin çocuklarına olgunlaşamamayı çok görmemek lazım. Hep bir ağızdan “padişahı kovduk” şiirleri okumadık mı yıllarca? Bilerek isteyerek mi okuduk? Evet, ben de ümitsiz değilim. Karanlığa küfretmek yerine bir mum yakma zamanı gelmiştir. Bu millet bu kadar travmaya rağmen aslına rücu ediyor, edecektir. Üç kıtaya sığmayan bir padişahı varsın yatak odasına sığdırsınlar. O padişahın torunları çoktan üç kıtayı aştılar bile…
Osman Bey
yazını iki defa pür dikkat okudum.yaramıza neşter vurdun acılarımızı depreştirdin.Bizim kadar ecdadına söven,hakaret eden,aşağılayan başka bir millet görmedim.Değerli yorumcularında dediği gibi tarihimizi yazanlar,bariz birOsmanlı düşmanı.Bir örnek vermek istiyorum...Bizim okuduğumuz zamanlar,Mustafa Kemalin,Anadoluya gelişini ,Padışahtan hebersiz Bandırma vapuruyla kaçarak gittiğini, arkasından Padışahın onu yakalatmak için müfreze çıkarttığı, yakalayamadıkları öğretildi.GERÇEKLERİ sonra öğrendikki,Mustafa Kemalın böyle hareket etmesini bizzat,Sultan Vahdeddin yönlerdirmiştir...Çağ açıp çağ kapatan
!!!Bir mektupla kadın erkek karışımı oynanan,adınada dans denen, bir garabatin,fransa sahnesinden kalkmasını, yapabilen bir necip miletin evlatlarıyız .
Adına sanat dedikleri,bu gibi olumsuz şeylerle bizleri son derece üzmektedirler.Sizinde değindiğiniz gibi,Elimiz kolumuz bağlı oturup onları seyredeceğimize!!gerçeklerin öyle olmadığını,karşı atakla onlara ve milletimize, vede Dünyaya göstermeliyiz...
Yaşadığım vede çok hayret ettiğim bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum!Onbeş yıl Almanya hayatım var!işyerinde farklı ülkelerdende insanlar var.Bende bir portekizliyle çalışıyorum.O adama ülkesinden her hafta gazete gelirdi son üçsayfası iki üç bin yıl öncesine ayrılır vatandaşlarını olumlu yönde bilgilendirirlerATALARINI göklere çıkarırlardı.Bizim gibi yerden yere vurup hakaret etmezlerdi...Taze yazılarını okumak umuduyla seni ve Kardeleni öper,Hoca ,hanım kızımızında gül hatırını sual eder,çalışmalarınızda başarılar dilerim...
Osman Hocam daha önceki yazılarınızın aksine farklı bir tarzda yazmış ve bunu da başarmışsınız, elinize sağlık.
Yazıyla ilgili, bir okuyucu olarak iki konuda duygularımı dile getirmek istiyorum. Bunlardan birincisi; Mehmet Toprak beyefendinin de belirttiği gibi hırsızın hiç mi suçu yok. Bu konularda belki sizin kadar hassas değiliz birçoğumuz ama bırakın insanlar yanlış bulduğunu eleştirsin. Filmi izlese bile eleştirsin, zaten izlemeden eleştirmek mantıklı da olmaz. Hatayı görecek ki insan eleştirecek. İkinci konu ise; zaman zaman o hatayı ben de yapıyorum. Yazımızı okuyan insanlar evimize gelen misafirler gibidir. Misafir hatalı bile olsa onu kıracak şekilde yazmamak gerekir diye düşünüyorum.
Son bir söz başta seçimler olmak üzere bir çok yerde belki de bilinçsiz sandığımız kişilerin seçimleri yaşadığımız şartları oluşturuyorsa ...
Osman Bey yazınızı okudum bir daha okudum şaştım kaldım format bir edebiyatcı formatı değil günlük siyasi yazılar yazan bir köşe yazarı gördüm karşımda size katılmamak elde değil ama sizin eski formatınız bizi çok duygulandırıyordu hikayelerinizin içinde kaybolup gidiyorduk eski yazılarınızın devamını bekliyoruz
Yazınızın içeriğine gelince insanın, hırsızın hiçmi suçu yok diyesi geliyor osmanlı tarihi ile ilgili saptırılmış onlarca kitap var piyasada ama okumaktan pek hazetmeyen bir yapımız olduğu için bu kitapların çok etkisini görmedik veya az gördük . TV dizileri öylemi şimdi bunun etkilerini belki siz biz yaşamayacağız ama Allah korusun çocuklarımızın şanlı bir Osmanlı tarihi olmayabilir tüm ömrümü bir haftasına değişeceğim bir padişah için,bırakınız bu kadar tepkiler gösterilsin siz tepkiye karşı değilsiniz bundan eminim ama tepki vermeninde önünü butür yazılar tıkıyor sanki sırada Fatih, Vahdettin olmadığının kim garantisini verebilir saygılarımla
Osman kardeş yazınız için teşekkürler. Cumhuriyet dönemi müslümanları olgunlaşmadan olmuşluk havasına girip elmalarla armutları karıştırıp ve nihayetinde düşmanın tuzağına yakalanmışlığı ifade ediyor bence.Bir türlü denge kurulamıyor. Ya modern kültürün önünde acizleşip modern kültürün dayatmalarıyla kendi inancı arasında sıkışıp kompleksi yılışık biri olup çıkıyor,ya özgüvensizlikten ve bilmezlikten kaynaklanan tepkiyle radikalleşiyor.yada dünyanın ahiretin tarlası olduğunu unutup,dünyayı boşverip veya şöyle diyelim dinin dünyaya bakan yüzünü çizip ahrete yatırıp için gizemli yollara yöneliyor. Hasılı çağın yaşanan vebası pragmatizmin girmediği gönül yok gibi. Öyle olunca dini duyarlıklar falan laf cambazlığından öteye gitmiyor. Bir kaç köşe bucakta kalmış sancılı insanlar ya böyle olmaz olmuyor desede yanlış olanca süratıyla yol alıyor. Ümitsiz değiliz. Bir şeylerin yoluna girmesi için çok bilinç çok emek ve sabır lazım. yılmak yok. Neyse kardeş yolun açık olsun.
Ahmet
{ 21 Ocak 2011 16:10:13 }
Osman Bey;
Hem muhafazakar olduğunu söyluyorsun, hem de bize hakaret ediyorsun.
Bu yazinızı beğenmedim.
halim
{ 21 Ocak 2011 09:59:24 }
osman kardeşim işte gerçek aynen senin yazdığın gibi. her kelimene yürekten katılıyorum. sevgi ve selamlar.
Diğer Sayfalar: 1. 2.
Yorum Yazın