EĞRİ KEZİM
Kategori: Anı |
17 Yorum |
6211 Okunma | 19 Ocak 2009 12:56:47
Habip Bedir'den bir yazı
EĞRİ KEZİM!
Çocukluk yıllarımın en güzel, en heyecanlı yaz tatillerini Telin’de geçirmişimdir hiç şüphesiz. Unutulmayacaklarla doludur Telin. Çalışkan ve bir o kadar da fedakar insanları, bahçelerinin bol meyveleri, gökpınarın hırçın nehri, unutulmaz düğün şenlikleri ve daha neler neler.
Hafızamı zorlayıp o günlere gittiğimde düğünlerde ayrı bir lezzet bulurum. Halayları, yemekleri, sin sin adeti ve düğün konvoyları…
Bu yazıda anneminde desteğini alarak Kezban bibimin oğlu Mehmet abimin düğün konvoyu olayını sizlerle paylaşmak istedim.
Rahmetli Süleyman emminin oğlu Yunus abi düğünde dev fatih kamyon ile(bizim için mercedesten öte) konvoydaki yerini almıştı. Son sürat bir yarış halinde kamyonun başı ile dorsesi arasındaki metal basamaklardan zıplayarak dorseye atlamaya başladık. Bu olayın baş kahramanları Hayati abinin oğlu(emmoğlu) Orhan, Fahri emmimin oğlu bakkal Sebahattin, Abbekir abinin oğlu Paşa, Şıhamit abinin oğlu(adaşım)Habib, Abdullah abinin oğlu süslü Murat, ben ve dayım oğlu [rahmetli] Haluk (sırdaşım;sen şimdi telindeki mezarından oralarda gezerken, kader senden yüzlerce km ötede bana bu yazıyı yazdırıyor, burnumda sızı, gözlerimde nem seni rahmetle anmadan geçemiyorum…mekanın cennet olsun.) ve daha ismini sayamadığım bir kamyon enik…
Tek ses olan bu kocaman koronun tek bir amacı vardı o da yol boyu geçilen yerlerde oturan ailelerin lakaplarını telin lehçesi ile avazımız çıktığı kadar bağırmak. Velioğlu tesisinden çıkıpta teline doğru gelirken ses akordu yapılır ve başlanırdı bağırmaya… bir iki üç işte başlıyor ;Hacıehmet hacıehmeet, Çil ali çil aliiii, Kurukafa kurukafaaaa, Tavil taviiiil, Gıdırlar gıdırlaaar, Bozkulak, bozkulaaak, Gıvrı, gıvrııı, Hemitosman, hemitosmaaan, Heloaşir, heloaşiiiir, Balıkçı, balıkçıııı, Sıpacı, sıpacııı, Garga, gargaaa, Cıncık, cıncııık, Takabayram, takabayraaam, Süslü, süslüüü, Güleygil güleygiiil, Deliehmet deliehmeet,………………………,Karakuş karakuuuş, kirez kireeeez…
………………….. olan yere avazım çıktığı kadar bir kere Eğri Kezim diye bağırmıştımki rahmetli dayı oğlu Haluk ”Ne bağırıyorsun” diye azarladı ne oldu ki deyince “Eğri Kezim bizim sülale” demez mi arkadaşların alaylı bakışları ve gülüşmeler arasında bizim sülaleyi öğrenmiş oldum…
HABİP BEDİR
OCAK 2009
BOLU
Yorumlar
Benim bu yazım yorundan farklı olacak.
Yazımın önü eleştiri,sonuda bizim lakabımızın nasıl oluştuğu,
Özür dileyerek,Meryem hanımın yorum yazısına dokunacağım.Bildiğim kadarıyla Habip Bedir,dayın torunu.Bu yazıyı, 19 ocak 2009 da yazmış.Bu yazı benimde çok hoşuma gitti.Yazrını bilmediğim halde bir kaç defa okudum.Mryem hanım ya siz halasının kızı olasın daha yeni okuyasın.Peşin hüküm vermişde olmayım yazıyı önce okumuş olurda yorumu geciktirmişte olabilirsin.
Bizim lakabımızın çıkışına gelince:Ben karşıyakadan cıncık bayramın,5 erkek 3 kız sekiz çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya gelmişim.Nasıl olmuşta cıncık gil denmiş?.Babamın dedesi varmış adı hasanmış.ufacık bir sert söyleme.veya kınamalarda çabucak küsermiş. onun çabuk küsmesi,ona cıncık hasan lakabı kazandırmış.Ben bu lakaptan hiçte huylanmıyorum bilakis,bilakis memnunum.Hatta telefon numaramı rehberine kaydedenlere cıncık yaz diyorum.böylece ,Ayşegül Ergin hanımın sorusunada bir noktada cevapda olmuş oldusanırım.
habib yazını büyük bir keyif vede duygu yogunlugu yaşayarak okudum .gönlüne yüregine saglıki açıkcası seni tanımadan önce bu habib kimdiye hep sordum içden içe.seni taki dügünde görene kadar merak ediyordum.büyümüş kocaman deli kanlı olmuş maşaııah .o esmer çelimsiz çocuk ögretmen bile olmuş.kendi kendime dedim yazık ya ne kadar kopuk yaşıyoruz bir birimizden.muratlada karşılaştıgımda aynı şaşkınlıkla bakmıştım yüzüne sana baktıgım gibi.Ama maşallahın var.yılar kimseye acımıyor.kimini genç yaparken kimini yaşlandırıyor.dünya kanunu bu ne yazıkki.seni kocaman öpüyorum kuzum.
a.selam murat senden nasıl bahsetmem o günleri hep beraber yaşadık rahmetli haluk seni ayrı bir severdi...senin bakkal dayından seni koparmak zor olurdu ama yine de fırsat buldukça beraber takılırdık..o günler çok güzel di şimdi iyi ki çocukluğumuzu böyle yaşamışız diyorum...senden de yazılar bekleriz murat hocam saygılar
SELAM.. habib kardes yazında benden de bahs etmıssın tesekkur ederım. yazıklarını daha dun gıbı hatırlıyorum çok guzek gunlerdı benı o gunlere tekrar goturdun. üzülmemekte elde degıl DEGERLI HALUK KARDESIM aramızdan ayrıldı. çok guzel gunler gecırmıstık sızlerle. eskı gunler gerı gelmeyecek..
taner
{ 22 Ocak 2009 22:46:39 }
sevgili halam oğlu MUSTAFAveyeğenim[kardeşim ]AYŞEGÜL hanım kusura bakmayın böyle yazdığım için benim için telinliler ağbi kardeştir sizleri şahsen tanımasamda benim özkızkardeşim gibisiniz. RAHMETLİ BABAMIN lağapının nerden geldiğini anlatım RAHMETLİ BATTAL emmi bizim çobanımızmış babamda küçükken battal amcam dağa koyun otlatmaya gittiğinde babamamemmet sana ne getirim diyince oda çiğdem getir dermiş o rahmetlide dağdan bulur getirirmiş.bundan sonrası malum telinlilerde babama çiğdem memet demişler. halamoğlu senin bu bilğileri derleyip araştırmana hayranım benyuvalılarderneğine bunu anlattığımda nezaketen yanıt bile vermediler ama tarihde kayıtları var. hatırlattığın için teşekkür ederim sayğılarımla
Taner Bey, Burhan Bey ve Mustafa Bey, lakaplarla ilgili verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.
Burhan Bey, hani yorumunuzda "Her lakabın bir hikayesi var." diyorsunuz ya işte aslında ben o hikayeleri merak ediyorum. Lakapların kültürümüzde önemli bir yeri olduğuna ve ne kadar kullanılmasa da unutulmaması gerektiğine inanıyorum. İnşallah sizler gibi değerli insanlar sayesinde bu hikayelerin hepsini öğrenebiliriz.
Hatta sırf bu hikayeleri anlatan bir yazı bile yazılabilir. İlginiz için tekrar teşekkürler. Saygılar...
Çok kıymetli yorumlarıyla yazıma ortak olan saygıdeğer insanlar hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Memleketle alakalı küçük bir anıda olsa sizi o günlere götürebildi isek ne mutlu bana.
Emrullah bey in yaklaşımı,Ayşegül hanım ın yeni açılımlara yol açan yorumu,Sevgili kirvemin mizahi bakış açısı,Taner beyin tarihi tesbiti,Mustafa bey in tarihe ayna tutması,Menekşenin o günlere dönüp tekrar açması,Burhan ve Yunus dayımların özlem kokulu yorumları veee benim içim süpriz olan biricik eşimin sevgi dolu yorumu...hepinize canı gönülden teşekkür ederim.Sucatı bu güzel insanları var olduğu sürece sevgi ve anlayışın hakim olduğu site olmaya devam edecektir.
Teşekkürler..saygılar...
habibciğim merhaba.
çocukluk, "köy çocukluğu" işte böyle bir şeydi. hesapsız, kitapsız, öylece, kendiliğinden. onun içindir galiba ki o derede yaşanılan anılar hala canlı. sanki bir adım ötemizde. istesek hemen aynısı yaşanacakmışcasına. oysa hani derler ya köprünün altından çook sular aktı. o sokaklarda, kuru bayırlarda, bahçelerde aynı coşkuyu yaşanabilir mi? biraz tuhaf bir soru değil mi? cevabını duyar gibiyim;" o duyguları yaşayabilmemiz için tekrar çocuk olmamız gerek!" heyhat o da mümkün değil.
satırlarında heyecan eksik olmasın...
Sevgili taner hocam,Yozgat'tan daha öteye gidersen deden kasım efendi,o 300 seneden önce de 256 yıl önce mayıs ayında İstanbulun fethi sırasında Ulubatlı hasan'ın şehit düşerken bayrağı elinden alıp bayrağı gururla surlarda tutan değerli insan.Sonraları işte yozgata fatih sultan mehmet tarafından sancak beyi olarak gönderilmiştir.Deden kasım halil efendiyede bazı başarılarından dolayı şimdiki ''YUVA''köyünü bahşiş olarak kendilerine padişah tarafından verilmiştir.Eski tapuları araştırırsanız yuva'nın tapusu kasım halil adınadır.Şimdiki yuva'lılar sonradan gelmiş yerleşmişlerdir.selam ve saygılar sunuyorum.
Saygı değer burhan hocam,yüzünüzü görmesekte bazen arada bir kendini gösteriyorsun,burdan bolca selam yolluyorum.Yorumunuza ilaveten eskiden malumdur soyad yoktu.Her kese tanınması için ayrıca lakap takarlardı.Sonraları soyad'ı çıkınca insanları tanımak daha kolay hale geldi.Şimdi yeni yetişen nesil öyle kolay kolay lakap kullanmıyor ve en doğru harekette bu sanırım.Selamlar
Diğer Sayfalar: 1. 2.
Yorum Yazın